Serkan Özel

Serkan Özel

Yazar
6.7/10
438 Kişi
·
1.385
Okunma
·
136
Beğeni
·
9.729
Gösterim
Adı:
Serkan Özel
Unvan:
Yazar
Sıcak Ayaz ve Kapalı Gişe Yalnızlık adlı kitaplarının yazarı olan Serkan Özel 2013 yılında Destek Yayınları’ndan çıkarmış olduğu kitapları ile tanınmıştır. Özellikle ”Sıcak Ayaz” adlı kitabı ile ismini duyuran Serkan Özel, bu kitabı ile büyük çıkış yakalamıştır.

Serkan Özel’in ”Sıcak Ayaz” kitabı kitapseverler tarafından büyük beğeni toplamıştır. ”Sıcak Ayaz” kitabı çok satanlar listesinde üst sıralarda uzun süre yerini korumuştur. 

 

 
Beni yarım bırakma, başkasına can olur. Beni yarına da bırakma, can bu belli mi olur...
Beni yanlış anlama! İsyanım yok Yaradan'a. Benim isyanım yeryüzündeki yasalara. Keşke insanlığı öldürmek de suç sayılsa.
İçimdeki kuşları özgürlüğe bırakalı çok oldu...
Ve de satır satır herkese kendimi anlatmaktan vazgeçeli...
Sevmek mi ?
Artık çok değil, yeteri kadar...
Seni de öyle, yetecek kadar...
Hepsi hepsi bu kadar...
216 syf.
·10 günde·5/10
Kapalı Gişe Yalnızlık

İsmi ne güzel değil mi? Kapağı da güzel… ama dış görünüş bazen aldatıcı olabiliyor. Evet arka kapak yazısını okuyup güzel olabilir hem ince de tez biter ki umduğum gibi olmadı… Zaten ne zaman güzel düşündüklerim gerçekleşti ya da gerçekleşenler güzel oldu ki…
Kitabı otobüste kursuma gidip gelirken okudum. Yol uzun olmasa hiç bitmezdi her halde (: Yazarımıza sesleniyorum ya yaz ya da yazanlara yol ver. Çok kararsız insan gördüm ama bu kadarı ilk. Arkadaşlar incelemelerinde bir sayfası öyle bir sayfası böyle diye yazmışlar ama yok bir cümlenin içinde ikilem gördüm ya… Bi gitme demiş bir de ne halin varsa gör. Bi seni unutamam demiş birde ben başka aşklara yelken açtım diyor. Oldumu abicim hı çok güzel bir eser çıkarabilirdin… Bence İNSAN SEVDİ Mİ BİR KERE SEVER ve HEP SEVER… Yanlışmıyım? Aşka inanmıyordum iyice soğudum be buz gibi… Şaka bir yana “İnsan sevdiğini, ölümüne bırakmaz, ölümüne. Asla. Mesela benim sevdiğim birisi olacak da, ben onu bırakacağım? Asla. En şiddetli zor olsa bile bırakılmaz, en şiddetli. Yeri göğü inletirsin Allah diye yine bırakmazsın. İnşaAllah. Aksi kalleşliktir, vefasızlıktır. Kardeşim nasıl vicdan bu, insan bırakır mı? O senin parçan. Allah sana onu emanet vermiş. Değil mi? Sonsuza kadar bırakılmaz.” Bunu nette okudum ve sonuna kadar hak veriyorum...
Neyse kitapta beğendiğim birkaç güzel söz oldu. Ha bi de hep aynı şeyleri yazmışsın usta hep tekrar... Gölcük depremi anısına yazdığı hikayeyi sevdim... Kız sevdiğine mektubu hiç bir zaman ulaştıramayacak ne acı...
Tavsiye etsem okuduğunuzda pişman olacak ve her sayfayı bana yutturacaksınız o yüzden incelemeyi okuyup kararı siz verin.

EyvAllah canlar (:

Kapımıza değil kalbimize vuran buyursun. Şems-i Tebrizi
280 syf.
·2 günde·2/10
---Kitabı okuyanlar ve okumak isteyenler için sakıncalı paylaşım---
Türkçenin kelimeleri ve kurallarının yerlerde süründüğü kitap. Yüklemi sonda bulunan tek bir cümle bile yok. Ha bire yüklem başta kullanılınca sanat mı olmuş oluyor? Bazı cümleleri, anlatmak istediklerini gerçekten anlamadım. İki üç kez okumam gerekti. Bir de ben '' Aşk'' denilen olgunun bu kadar basit yazılamayacağını,bu tarz kitaplar yüzünden de pazara düşüp ticari bir metaya dönüştüğünü düşünüyorum. Yazar kitapta ben acı çekiyorum, ölüyorum, bitiyorum diye resmen bağrınıyor. Belki ben bunca derdim içinde, başkasının ''aşk'' acısı derdine ortak olmak istemiyorum? İlk sıcak ayaz kitabını okumuştum, o günden bu güne kalemini hiç geliştiremedi, geliştiremediği gibi de kısır döngülere düşmeye başladı. Kendini tüketti. Bence artık birikim yapıp ondan sonra yazmaya devam eder ise kendisine ve okuyucularına iyilik eder. Birde ben terkedildikten sonra yataklara düşen evlerden çıkmayan erkek tiplemesinden pek hoşlanmıyorum. Sanki dünyanın en büyük derdi ''sevgili''ymiş gibi. 2 ay boyunca buna üzülüp, yataklardan çıkamayacağına, git araba ezmiş bir kedi için otur ağla daha mantıklı. Belkide böyle giden sevgililerin ardından gazeller düzülmesinden pek hoşlanmıyorum. Benim romantizmi algılama ve tanımlama şeklim daha farklı. Kitap benim için duygusallık değil buram buram acizlik kokuyor.
''sana gelecek oluyorum, deniz tutuyor'' yani nasıl bir söz bu ne çıkarmam lazım. Deniz kolundan bacaklarından tutup, sevgiliye gitmeye mi izin vermiyor. Sevgiliye varmak için deniz ulaşımı mı kullanmalı, vapur mu çarpıyor. Yani öyleyse köprüyü, marmarayı filan kullan ne diyeyim Acayip...

''Bir daha karşıma çıkma! ya ezip geçerim, ya güler geçerim...'' gibi komik komik beylik laflar var.
''Bir gün hayat ''kırdığı'' yerden soracak, ama bensiz yapıştıramayacaksın cevabı''
Bu lafı da anlamsız buldum, anlamadığım için de güldüm.
Mini hikayeler de var kitapta böyle gözünde canlandırmaya hayal kurmaya çalışıyorsun. Sonra bir gülme geliyor. Olmuyor yani canlandıramıyorsun.

Sonda kader isterse diye bir hikaye var bildiğin bayat yeşilçam senaryosu. Gerim gerim gerildim.
Gerçek kesitte izlediğimiz türden ibretlik bir hikaye.
Bu kitabı, yazarın diğer iki kitabını da okuduğum için, gelişim var mı yok mu gözlemlemek için okudum. Kendim kaşındım...
208 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Güzel bir kitap ama sürekli aynı kelimeler tekrarlanmış yinede çok sıkıcı gelmedi akıcı oldugu için fazla sıkılmadım kitapta ara ara sözlere yer verilip renklendirilmiş .. Sözler en azından kitaba canlılık katmış .. Okumanızı çok tavsiye etmiyorum ama yinede okuyan herkese keyifli okumalar :)
Emeğe her zaman saygım sonsuz ancak eleştirmeden edemeyeceğim...
Kitabı almamın sebebi yine sosyal medya da adının bol miktarda geçmiş olmasıydı -hoş ne zaman buna aldanıp alsam pişman olmuşumdur!-
Bu kitabı okumak benim için bir ergenin çektiği aşk acısını anlattığı günlüğü okumak gibiydi... Yazar her sayfada kendisi ile çelişip durmuş. Bir sayfada sevdiğini beklediğini söylerken diğer sayfada dönersen beni bulamazsın tarzında beylik laflar kullanmış :) Cümleler okuyucu okurken sırf vay canına desin diye şişirilmiş gibi geldi bana.

Kısacası bu tarz kitapları okumanın zaman kaybı olduğunu düşünüyorum ben.
216 syf.
·2 günde·1/10
Bence vakit kaybı bir kitaptı. Okurken çok sıkıldım, bunaldım. Birçok şiirsel sözü toplayıp bir araya getirip düz yazı yapılmaya çalışılmış gibiydi. İçinde sevgiliye atılacak güzel sözler var ama okunması gerekli bir kitap değildi.
208 syf.
·4 günde·5/10
Ben sana ölümün kıyısında yaşama tutunmuş bir hayattan geliyorum...
Ötesi berisi olmayan sadece ötelenmiş bir hayatın en ince ipine tutunmuş. Kaybedecek birşeyi olmayan ama sürekli kazanmaya çalışılan hayatın tam içinden...
Kitabı okurken aslında merak ettiğim tek bir konu vardı.

Bunca olumsuz satırları kaleme alırken Sevdiği insan yanındamıydı?
Yoksa sırf kavuşabilmek için miydi bunca çaba?

Cevabını bulamadığım bu sorunun yanıtı sanırım Serkan ÖZEL'in hayallerinin arasında gizli kalacak.
Bana öğrettiği birşey varsa buda gidenin bir daha geri gelmediği. Geri gelmemesinin sebeplerini Sanırım Yazar kadar bende bilmiyorum. Şimdi biliyorum Desem yalan olur. Yalan olur Derken, Gidenin gitmek için bulamadığı bahanelerin ardına sakladığı yalanlar kadar yalan olur.

Şimdi bir gerçek peşinde koşan Yazar niye bu kadar bahaneye inanıp sevdi diye merak etmedimde değil. Sonra bir başka sayfada bu sorunun cevabını veriyor.
Diyorki Kendi kendine.
Kendi kendine de değil onu dinleyen kendine.
"Eğer inanmış olsaydım bahanelere Sevmeyecekti beni. Zaten inandığım içinde Sevmedi. Sevmediği için ben sevmekten vazgeçecek değildim ama. Ben vazgeçmedim diye o vazgeçti zaten. Zaten Aşk iki Kalbin içinde birinin vazgeçip diğerinin vazeçmeden sonsuza kadar sevmesi değilmidir ? "Aslında burada haklıydı Aşk buydu. Birinin bekleyip diğerinin gitmesi. yada Birinin; Sen daha iyilerine layıksın deyip,Diğerinin de bu yalana inanması.

Bu kadar olumsuz niyeyim diye soracak olursanız. Bende onca sayfa içinde olumlu bir yanıt bulamadım kendime. Varmıydı da ben bulamadım yoksa gerçekten mi yoktu. İşte bu sorunun cevabını da bulamadım.
Ne aradık kitabın içinde diye sordum aslında kendime. Yani onca kitap sayfası içinde illaki bir sorunun yanıtı vardı diye düşündüm. 200 sayfa içinde kendini kaybetmeyen herşeyi bulur diye bir cevap verdim kendime. Çünkü kitap ayrılıklar üzerine yazılmış. hep bir vazgeçiş hep bir yok oluş hep bir dibe inip orada kalmak istemekten bahsediyor. Ama hayat gerçekten öyle değildir.

İnsanın kalbine zehirli bir ok saplandığında ve bu Ok Sevginin kıblesinden atılmışsa Geçmiş olsun. Zehir öldürmeyecektir ama Hareket ettiği her an acı verecektir. Hele de atan çekip gitmişse. Zehirin öldürmediğine de yansan olur, atanın çekip gittiğine de.

İşte düşmek tamda budur. Yaşamak denen ırmakdan karşıdan karşıya geçerken ıslanmayayım dersen ıslanırsın. Çünkü ayaklarının altında olan her taş kaygandır ve sen o taşlara ilkkez basıyorsundur. Aşık olupta ben bağlanmayayım çok fazla diyen oldu mu ? Ozaman ben ıslanmam diyende olmasın.

Toparlayayım diyeceğim ama toparlamak için bile nereden başlayacağımı bilemedim şimdi. Bu inceleme bu kadar dağınık kalsın ozaman.

Çünkü Aşktan bahsettik. Ayrılıklardan bahsettik ve Aşkın var olup daha sonradan yok olduğu bir hayatın toparlamasıda zordur , yazdıktan sonra bağlamasıda. Siz siz olun Aşkın her taşının kaygan olduğunu bastığınız her taşın ayağınızı kaydırmak üzere Yosunlar tarafından esir alındığını bilin. Bilinki adımlarınızı öyle atın. Düşmek birşey değilde. Düştükten sonra kuru kalmayı özlüyor ya işte o çok kötü bir his. Kuru kalmanın adı aşksızlık değildir yanlış anlaşılmasın. Yada yanlış anlaşılsın. Ne kadar söylersek söyleyelim,Aşık olunca başına "Sırılsıklam" kelimesini getirecektir.

Kitap Haliyle ayrılıkları ayrıldıktan sonra başına neler geleceğini anlatan bir halde yazılmış. Yazarın çok acı çektiği kesin. Ve yazar ben çektiysem bu kadar acıyı sizde bunu para verip kitabımı alarak okuyun diyerek bizide aynı acıya ortak ettiği belli.
Aşk acısı nedir diye merak edenler kitabı okuyabilir.
Aşk ve Aşktan sonraki hayat nasıldır onu merak edenlerde okuyabilir.
Benden daha büyük aşk acısı çeken yoktur düşüncesi içinde olup Acısını kıyaslamak isteyenler okuyabilir.
Hayatım çok güzel gidiyor hiç hüzün yok diyenler okuyabilir.
Sevgilim var ama çok sıkıldım bir kaç gün ayrı kalsak diyenler okuyabilir.
Birde Aşka inanmayanlar okuyabilir.

Kitabın son cümlesiyle konuyu bitireyim.
" Nasılsın dediklerinde iyiyim diyebilecek kadar iyiysem,hayatın bende aldıklarının bir önemi yok... "
Keyifli okumalar...
208 syf.
·1/10
Bir daha bu tarz kitaplara yaklaşmama kararı aldıran kitaptır. Çok sıkıcı,hep tekrar. Yazmış olmak için yazılmış gibi duran betimlemeler.Olmamış.
280 syf.
·Beğendi·9/10
Yoğunlaştırılmış kitaplardan sonra zihnimizi dinlendirmek için nâdide kalemlerden dökülen sözlerle süslenmiş niteliğinde bir kitap.Bazı bölümlerde gözyaşlarıma hakim olamadığım kelimeler, insanın içinden parçalar bulunuyor ...Kitap çok müstesna güzel sözcüklerle yazılmış, insanın halet-i ruhiyesindeki hissiyata dokunup ,kalbi miskal sözleri ile okuyucuya sunulmuş herkese tavsiye ediyorum; özellikle aşka,sevgiye,mutluluğa dair umudunu yitirmiş insanlar için çok güzel yazılmış bir kitap.Huzurlu okumalar diliyorum.
208 syf.
·2/10
Tek bir satır sadece...
Gerisi gerçekten hayal kırıklığı oldu...
Tasnif dışı...
Ben seni; gözlerinle gözlerime çarpıp, yüreğime düştüğün an sevdim.Sevgilim...
216 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Kitabı en başta ismini güzel bulduğum için okumaya başladım ama kitap da daha çok ayrılık, terk edilmek, aşk gibi konular işleniyo ve pek benlik olmadığını farkettim. Ama kitapta anlamlı çok güzel sözler var tabi arada sıkılmadım diyemiycem ama genel olarak hepsini okudum ve beğendim. Emek var kitapta zaten.

Yazarın biyografisi

Adı:
Serkan Özel
Unvan:
Yazar
Sıcak Ayaz ve Kapalı Gişe Yalnızlık adlı kitaplarının yazarı olan Serkan Özel 2013 yılında Destek Yayınları’ndan çıkarmış olduğu kitapları ile tanınmıştır. Özellikle ”Sıcak Ayaz” adlı kitabı ile ismini duyuran Serkan Özel, bu kitabı ile büyük çıkış yakalamıştır.

Serkan Özel’in ”Sıcak Ayaz” kitabı kitapseverler tarafından büyük beğeni toplamıştır. ”Sıcak Ayaz” kitabı çok satanlar listesinde üst sıralarda uzun süre yerini korumuştur. 

 

 

Yazar istatistikleri

  • 136 okur beğendi.
  • 1.385 okur okudu.
  • 24 okur okuyor.
  • 422 okur okuyacak.
  • 34 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları