“Kötülük zehirli sarmaşıklar gibi etrafımıza dolanacak. Peyderpey alışacağız onunla yaşamaya, bir zaman sonra kimse onu yadırgamayacak. Zaten en fenası da bu olacak.”
Kendimizi biricik sandığımız şu hayatta eninde sonunda birbirimize, bilhassa benzemekten en çok çekindiklerimize, babamıza ve annemize benzeyeceğimizi bilmek ne acı.
Hayat dediğimiz bu dikenli bahçede, doğru ve yanlış, güzel ve çirkin, iyi ve kötü böylesine kaypak olabilir miydi? Bugün ayıpladığımız kabahat nasıl yarın birden bire alkışladığımız bir erdem haline gelebilirdi? Hani bir mektubunda insanın hamurunda iyilikle kötülüğün beraber karıldığını yazmıştın ya, ne dersin, faziletle rezaletin durmadan yer değiştirmesi bundan mı? Zavallı insan evladı!