Hakk kulundan intikâmın yine abdiyle alır
Bilmeyen ilm-i ledünnü anı kul yaptı sanır.
Mevsim bahar değildir ama dikenler güllenmeye; kargalar bülbül olmaya soyunmuşlardır.
Nohudī-meşreb
Öğretmen
YL
Manisa Oblomow’un tembelliği, Meursault’un boşvermişliği
Yaşam benim için küçük bir mum değil. O elimde tuttuğun muhteşem bir meşale gibi ve onu gelecek nesillere geçirmeden önce olabildiğince çok ışık saçmasını istiyorum.
Dikkat!
Bu kitabı okuduktan sonra İstanbul’a ani bir rota çizme gibi bir yan etki oluşturabilir.
Kitabın kapağı, zaten beni oku diye çırpınıyor. Ben bu kitabı Aziz Mahmud Hüdayi’den şık bir davetiye olarak görüyorum. Zira okumaya başlar başlamaz beni içine çekti ve ilk sayfalardan gitmek için günleri sayar oldum.
Ne güzel bir davetiye, ne güzel bir davet eden…
Elif Veske günümüze uyarlayıp güzel bir Azize -Mahmud hikayesiyle Hüdayi’yi bize sunan bir vesile. Allah razı olsun kendisinden.
Lütfen okuyun, okutun. İstanbul’un dört muhafızlarından biri olan Aziz Mahmud Hüdayi’yi ziyaret edin ve duasına mazhar olun.
Neydi duası;
“Yâ Rabbî! Kıyâmete kadar bizim yolumuzda bulunanlar, bizi sevenler ve ömründe bir kere türbemize gelip rûhumuza Fâtiha okuyanlar bizimdir... Bize mensub olanlar denizde boğulmasınlar, âhir ömürlerinde fakirlik görmesinler, îmânlarını kurtarmadıkça ölmesinler ve öleceklerini bilsinler.”