Oblomov, bir yaz akşamını seyrettikten sonra pembe göklere dalmış bir insan gibiydi; bütün düşüncesi o günkü ışığın ve sıcaklığın yarın da devam etmesiydi; gözlerini batıdan bir türlü çeviremiyor, gecenin indiğini görmek korkusuyla arkasına dönemiyordu.