Kitap kısa klasiklerden ancak dolu dolu. Mutlu olmanın yollarından ziyade mutluluğun içimizde olduğu klişesini desteklemiş. Öyle mutlaka ancak insan millet har vurup harman savunurkene o tatil senin bu ülke benim gezerkene evde oturup mutluyum ben ya nasıl desin. Şaka bi yana kitap gerçekten güzel okumaya doyamadım. Tekrar tekrar okuyup uzun uzun düşündürüyor. Ama insanın mutsuzluğunun asıl kaynağı hayatında makul bi düşüncede sürekli sabit kalamaması bence. Mesela bi an kendimizi çok şanslı hissedip şükrederken iki dakka sonra sosyal medyada insanların hayatlarında aslında hiç olmadıkları mutlu mesut fotolarını görüp kendi talihine saydırabiliyor bu noktada kimi yer kimi bakar kıyamet ondan kopar ve yakarsa dünyayı garipler yakar diye eklemek istiyorum.
Hayallerin bir sınırının olması konusunda yazarla hemfikirim. Yoksa insan gerçeklikten kopuyor. Zihinimde yarattığı dünya ondan ne kadar uzaksa o kadar acı çekiyor, hem de boş yere.
Acıdan kaçma konusu da baya su götürür. İnsan acıdan sorundan kaçayım derken hayatı ıskalar. Acıdan tabi kaç, kaçın ama hayatı da yaşa. Yoksa hiç yaşamamış gibi ölürsün. Hayat bazen risk almaktır. Kelek çıkacak diye kavun almazsan kavun da yiyemezsin. Örnekler çoğaltılabilir meseleyi anlatabildim umarım. Selametle
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma