Leyla

Leyla
Öğretmen
Lisans
15 Ağustos 1988
294 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·224 syf.·
2025 24. kitabı
Her sayfayı didik didik ettim üzerinde saatlerce hatta günlerce düşündüğüm oldu. Ve gerçekten bu kitap tam zamanında ve ihtiyaç duyduğum bilgelikle geldi. İyi ki okumuşsuyum dedim Afyon şivemle. Ve bu kitabın peşini bırakmayacağıma and içiyorum
Ermiş, Sörfçü ve PatronRobin Sharma · Goa Basım Yayın · 20061,211 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·155 syf.·
2025 23. kitabı
Yazar Nazi kampından sağ kurtulmuş bi psikiyatr. Kendi acı deneyimlerinden yararlanarak kendi terapi yöntemlerini geliştirmiş. Tedavinin asıl amacı benim anlamlandırdığım kadarıyla acı kaçınılmaz ise acıda anlam bulmak. Kuaför saçını kısa kestiği için depresyona girenlere değil gerçek acıyı tadıp hayatın tadını kaybetmiş olanlara hitap ediyor. Zamanın popüler psikolojik yaklaşımları mutluluk çığırtkanlığı yaparken mutlu olamayanları daha da derin umutsuzluğa itiyor. Sanki mutlu olmak ödevimiz, zorunluluğumuz,tek derdimizmiş gibi onu kovalayıp duruyoruz. Üstelik yakalayamazsak kendimizi daha da sorunlu addedip üstüne daha da mutsuz oluyoruz. Mutlak mutluluk diye birşey var mı? Bence mutluluk kişinin kendini ne kadar ahlaklı kılabildiğiyle ilgili; günün sonunda neye dönüştüğüyle… İnsanların halledemediği ne yaparsa yapsın halledemeyeceği dertleri vardır. O zaman ne yapmak nasıl düşünmek gerek ki kişi akıl sağlığını ve çevresiyle ilişkilerini devam ettirebilsin? Doktorun eşi ölen ve derin bi keder içinde ona gelen adama dediği gibi “ya siz önce ölseydiniz çok sevdiğiniz eşiniz sizin çektiğiniz bu acıları yalnızlığı çekecekti. Siz onsuz kalma pahasına onu bu eziyetten kurtarmış oluyorsunuz “ Acıda, ızdırapta,kederde anlam aramak. Peki çektiklerine değecek mi? Bu soru delirtir kemirir zihnini insanın. Dehşetli zulümde bile iyi kalabilmek… Kurtulunca yoldan çıkmadan adalet terazisini şaşırmadan yaşayabilmek mümkün mü? Size acımayanların kaderini ellerinize bıraksalar naparsınız? Kendi sınırlarınızı,öfkenizi, benliğinizi tanıma fırsatınız oldu mu? İnsanlar ikiye ayrılır ahlaklılar ve ahlaksızlar Hayattan ne bekliyorum demek yerine bu hayat benden ne bekliyor diye sormak gerek diyor yazar. İki can alıcı nokta
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,2bin okunma
10/10
·376 syf.·
2025 20. kitabı
Keyifle elimden bırakamadan okudum favorilerim arasında yerini aldı. 1400 lü yılların sonları ile 1500 lü yıllarının başlarını gerçek tarihle harmanlayıp harika bi öykü yaratmış yazar. Eskiden toprak için kılıçla dökülüyordu masumların kanı şimdi ise para için tüfekle. Güç simgesi değişse de iktidar sahibi olmak isteyenlerin amansız savaşları bazen sıcak bazen soğuk sürüp gidiyor. Haklı davalarında aşırıya kaçıp haksızlığa ön ayak olanlar, ülkesinden sürgün edilip bulduğu her yeri yurt tutanlar, birbirini katleden dindaşlar, kurtuluş umuduyla diğer düşmana sarılanlar, kervanlarla, gemilerler kelle koltukta ülke ülke dolaşan tüccarlar, varsıllar, yoksullar, düşenler, kalkanlar, esirler, köleler, yetimler, cephelerde kılıçla mücadele ederken bi kurşunla namertçe öldürülen yiğitler o zamanın şartlarında değişmiş gibi görünen ama özünde aynı yaşam hengamesi. Yaşam da yaşamın yolcuları da hep bildiğimiz gibi
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202418,3bin okunma
Puan vermedi·247 syf.·
2025 19. kitabı
Coğrafya kader değildir çünkü aynı coğrafi bölgede güney ve kuzey Kore’ye bakmak yeterli. Ancak doğduğun millet, o milletin kolektif ahlakı, örf, adet gelenekleri içine doğmak kaderindir. Aynı geniş aile içinde bile sahip olduğun çekirdek aile hayatını bambaşka yapabilir. Mesela kuzenlerinle bile aynı standartlara sahip değilsin. Bu baba yerine diğer kardeşin çocuğu olsan koşullar çok değişebilirdi. Vs vs. Kadın. Gelişmemiş ya da bizim gibi yer yer gelişmemiş ülkelerin kanayan yarası. Bu toplum ya da ailelerdeki erkekler bütün bu bastırılmış duygularının, egemen olamamanın, yenilmişliklerinin, maddi ya da manevi iktidarsızlıklarının hıncını kadınlardan çıkarırcasına hunharca davranır, örf adet adı altında kadını ezen, acı çekmesine neden olan, kadını insan olmanın değerinden mahrum bırakan türlü türlü eziyetler icat ederler, etmişlerdir. Toplum ne kadar geri kalmışsa kadının yükü de ezilmişliği de o kadar artmakta. Hayat bu kadınlar için bu kadar zor olmamalı. Hiç anlayamadım benim koşullarımdan daha iyisine sahip olanların benden fazla neyi olduğunu, onu hiç çaba sarfetmeden elde etmelerindeki adaletsizliği. Benim kendimi parçalarcasına elde etmeye çalıştıklarımın başkalarının önüne serilmesini. Ya da tersinden düşünecek olursam benden daha kötü koşullarda olanlardan benim ayrıcalığımı Bu dünyaya bu pencereden bakmak başlı başına hata. Çünkü dünyanın mayası böyle çalınmış, düzeni böyle kurulmuş. Afrika’da kadın olmakla Norveç’te kadın olmak arasında kocaman bi fark var. Amcamın kızı olmakla babamın kızı olmak arasında bile, ailenin küçük kızı ya da büyük kızı olmak arasında bile fark var. Öyleyse bana düşen ne ? Nasıl bakmalı hayata ki tahtaları oynatmayayım Sanırım bu işlerin sırrını tek Bilen’e bırakıp elindekine sabredip daha iyisi için azimle ve kendini
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat · 200211,6bin okunma
Puan vermedi·592 syf.·
2025 18. kitabı
Kitaba puan vermedim haksızlık etmek istemem. Felsefeyle ilginiz yoksa okumayın şahsen bana hitap etmiyordu ancak çok beğenilmiş bir kitap olması dolayısıyla bana birşeyler katabilir düşüncesiyle okudum. Yanılmışım katmadı Eğitimci olduğum için az çok hatırlıyorum temel felsefeyi ve bu yaş ve bilim bu noktadayken yıllar önce insanların düşündüklerinde bazılarının çok yanıldığını bazılarının da teknoloji olmaksınız nasıl bu kadar doğruya yaklaştığını görmek şaşırtıcı. Bi örnek eski dönem felsefecilerden biri akıl ve ruhun birbirinden bağımsız olduğunu söylüyor. O zaman alzaimer hastaları eğer ruh akıldan bağımsızsa niye geçmişten kopuyor akıl hastalandıkça niye tecrübelerinden uzaklaşıp akılsız gibi davranıyor? Olmadığı bi kişiliğe bürünüyor? Felsefeyi eleştirmek haddim değil ancak ben insanın bilebileceklerinin sınırı olduğunu düşünüyorum. Mesela bi konu da nesneleri doğayı doğmadan önce biliyor muyduk yoksa yalnız tecrübelerimizle mi öğrendik. Çoğu başka görüşte. Nereden bilebiliriz ki. Doğduktan sonra bile belli bi dönemimizi hatırlamıyoruz. Mesela bi diğer soru uzay sınırsız mı. Kim bilebilir. Benim için sıkıcıydı
Sofie'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 202043,6bin okunma