“İnsanın,
vedalaşmak için ne kadar az zamana ihtiyaç olduğunu ve yanında götüremiyeceğini bilince ne kadar değersiz göründüğünü fark edip korktu Irene..”
"Korku cezadan çok daha beterdir,
çünkü ceza bellidir,
ağır da olsa, hafif de,
hiç bir zaman belirsizliğin dehşeti kadar,
o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir...."
Modern Klasikler denince ilk akla gelen isim benim için Stefan Zweıng her kitabı kendi çabında bir ekol, yazım dilinden akıcılığından zaten bahsetmeye bile gerek duymuyorum. Nasıl bitiyor anlamıyorum.
Konusuna kısacık değineyim önce kitabın;
Evliliğinden ve yaşantısından sıkılan bir kadının genç bir piyanistle gizli ilişkisi ve bu ilişkiden haberdar olan bir şantajcı...
Bakalım korkunun pençesindeki Irena'nın çırpınışları sonuç verecek mi?
Kadın olsun erkek olsun bazen elimizdekilerin kıymetini bilmeyip hep dışarıda bir arayışlara giriyoruz. Elimizdekilerin kıymetini bilmezsek sonradan çok pişman olabiliriz, tabi iş işten geçmediyse. Bir anlık yapılan hatalar, ya da alışkanlık haline getirilen kaçamaklar, yalanlar... İlerde umarım pişmanlıklara, dönüşü olmayan yollara girmeye sebep olmaz.
Bir anlık alacağınız geçici zevkler için yaşayacağınız korkuya , sevdiklerinizi ve sizi sevenleri kaybetmenize, büyük hatalar yapmanıza sebep olduğu gibi.
Dönüşü olmayan yollara girmenize de neden olacaktır. Tıpkı Irena'nın başına gelenler ve içine düştüğü cehennem dolu günler gibi.... #leylidevranca
Keyifli bir gün olsun o vakit.