Bu yaşantıyı sözde yüce bir ereğe varmak için kederli bir mesaiye mi dönüştüreceğiz yoksa varılacak yeribir kenara bırakıp yolda olmanın tadını mı çıkaracağız?
bizler, bu tek ve aynı evrenin
canlı-cansız tüm sakinleri, yine bizlerden biri ya
da birileriyle zorunlu karşılaşmalarımız olanak verdiği
ölçüde var-kalmaya çabalarız; bu çaba, ne bir erek ne de
özgürce seçtiğimiz bir tutumdur. Olmak çabalamaktır,
hepsi bu!..
Hayatlarımızın bu dünyadaki içkin karşılaşmalardan
ibaret oluşu onu ne anlamsız ne de kederli yapar; tersine,
Doğa/Tanrı’yı kavrayışımız arttıkça hayata tutunuşumuz
ve sevincimiz de artar.
Etkilenişlerden sevinç devşirmeyi başardığımız ölçüde güçlenir,
var-kalma ısrarımızı artırır, giderek bilgeleşiriz; tersini deneyimlediğimiz ölçüde de zayıflar, var-kalma direncimizi azaltır ve köleleşiriz.