Yazma
Herkese selam
Bu okuduğum kaçıncı Hakan Günday romanı tam hatırlamıyorum… Bildiğiniz gibi kendisi Türkiye’de yeraltı edebiyatının en güçlü kalemlerinden biri. Kitapları herkese hitap etmez; zaten etsin diye de yazmaz.
Bu kitapta Azil’i okuyoruz. Delilik ve dehalık arasında sıkışmış, hayata uyum sağlayamayan; zihninde birden fazla “Azil” taşıyan bir karakteri…
Yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi burada da karanlık bir zihnin içinde dolaşıyoruz. Arada aydınlanmaya çalışan bir hayat, bolca dibe vuruş ve insanın içine işleyen sorgulamalar mevcut.
Genelde Hakan Günday kitaplarını severim ama bu kitapta beni en çok zorlayan şey, hikâyenin yer yer fazla hızlı ve mantıksal açıdan kopuk ilerlemesi oldu. Azil’in yaşam öyküsüyle yan karakterlerin bağlantıları bana biraz absürt geldi. Beğenmedim diyemem ama okurken çok keyif aldığımı da söyleyemem.
Sevgiler.
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
“ Yazdığı, bir hırsızın hayatıydı. Para, yanı sıra zevk için kargo şirketlerinin depolarını soyan bir hırsız. İçinden ne çıkacağını bilmediği kolileri parçalamadan önce, yılbaşı armağanı bekleyen çocuklar gibi heyecan duyan bir hırsız. Ne çaldığını bilmemenin, çalmaktan daha zevkli olduğunu düşünen bir hırsız. Asıl'ın anlattığına göre, insanların birbirlerine kargoyla gönderdikleri, gerçekten de üzerine konan yazılabilecek kadar çeşitliydi. İç çamaşırları, tencereler, uyuşturucular, fotoğraf albümleri, kitaplar, paralar ve kargoyla gönderilmesine yasaklanmış her şey. Yanıcı, delici ve değerli. Hırsızın çaldıklarının arasından bir vibratör ve bir tabanca bile çıkmıştı. Üstelik aynı kutudan. Herkesin hayatı, kargo depoları soyan bir hırsızınkinden daha ilginçti! ”