Özgür Öztaş

Özgür Öztaş
@LiberteLit
Kelimeler, özgür bırakıldığında gerçek olur. Şiirlerim, sokakların sesi, suskun kalplerin yankısı. Unutma her harf, ruhun zincirlerini kırar..
Zamanı Unutan Melodi
Gecenin körü, saatler yitip gider, Zaman mı durdu, ben mi kayboldum bilmem. Şarkı çalıyor, sözler akıp geçerken, Bir ritme takıldım, dönüp duruyorum ben. Melodi usulca sararken ruhumu, Dakikalar sinsice kayıyor avuçtan. Bir ışık yanıp sönüyor uzakta, Ben hâlâ aynı şarkının içinde mahsur. Gözlerim kapanır gibi ama değil, Düşlerim notalara karışıyor sessizce. Şarkı ilerliyor, zaman umursamadan, Ve ben hâlâ ilk saniyesinde gibi. Dünle bugün arasındaki çizgi silik, Şarkı bittiğinde mi anlarım sabahı? Yoksa yeni bir ezgi başlar mı, Ben hâlâ kaybolmuşken gecenin koynunda?
Şiir
Reklam
Kaybolan Yolcu
Koşarak gittiğim gelecekte ben olmayabilirim. Adımlarım hızlandıkça kendimden uzaklaşıyorum. Her şeyin daha güzel olacağını sanmıştım. Ama belki de varamam o yarına. Zamanın beni nereye sürüklediğini bilmiyorum. Belki de yanlış bir yolda kayboldum. Gözlerimi kapattığımda bile yol belirsiz. Koştukça uzaklaşan bir ufuk çizgisi gibi. Kim olmak istediğimi unuttum bazen. Hangi ben, hangi hayalim gerçek bilmiyorum. Gelecekte bir yer var mı bana ait? Yoksa vardığımda ben çoktan silinmiş mi olurum? Koşmak çözüm mü, kaçmak mı bilmiyorum. Ama durursam dağılır gibi hissediyorum. Belki de cevap hızda değil, yönü bilmektedir. Ama ben hâlâ nereye gittiğimi bilmiyorum.
Şiir
Nereden bileceksiniz?
Siz sevdayı nereden bileceksiniz, hanımefendi? Bir gülüşe ömrünü yatırmamışsınız ki, Bir vedanın ardından nefes almayı unutacak kadar sevmemişsiniz… Adını duymakla susmak arasında kalmanın sancısını Ne bilirsiniz siz? Siz suskunluğu nereden tanıyacaksınız, hanımefendi? Konuşmak varken susmayı seçmek nedir bilmezsiniz, Gözleriniz hiç bir kalbi ağlatmamış çünkü, Birinin gözlerinde kalıp kalmadığınızı sormamışsınız kendi kendinize. O yüzden rahatsınız, hafifsiniz… O yüzden bilmezsiniz, içe işleyen sessizlik nedir. Siz yıkılmayı nasıl bilirsiniz, hanımefendi? Bir sabah uyandığınızda, Artık sevilmediğinizi fark etmekle başlar bazı hikâyeler. Siz hiç sevilip de yarım bırakıldınız mı? Kendinizi anlatmaya çalışırken, Birinin gözlerinde çoktan sustuğunuzu gördünüz mü? Siz beklemeyi nereden bileceksiniz, hanımefendi? Dakikalarla yarışan bir kalp gördünüz mü hiç? "Belki gelir" diye giyinip de, Gelmeyen biri için aynaya bakarken Gözlerinizi silip çıktınız mı evden? Bir mesaj sesiyle umutlanıp Bin kez hayal kırıklığına düştünüz mü? Siz vazgeçmeyi nereden bilirsiniz, hanımefendi? Bir insanın tüm güzelliğini yüreğinizde taşırken,
Şiir
Görmeden Görülen
Sokakta yürürken adımlarım sessiz, ama içimde bir şehir konuşuyor. Bir duvar yazısı, bir kaldırım taşı, bir çocuğun gölgesi... hepsi bana benziyor biraz. Biri geçiyor yanımdan dönüp bakmıyorum, ama sesini içimde tutuyorum. Ben, suskunluğundan kelimeler damlatan biriyim. Konuşmam belki, ama anlatırım. Bir şarkının yarım kalmış melodisiyim, bir filmin unutulmuş sahnesi. Ve çoğu zaman gökyüzüne değil, gökyüzünü düşünen birine bakarım. Çünkü ben, görmeden görülenleri ararım. Ve bilirim: bazı duygular yalnızca susarak büyür.
Şiir
Zamanın Unuttuğu Aşk
Bir takvim yaprağı değil, seninle geçen her gün bambaşka bir mevsimdi. O kadar çok şey sığdı ki sessizliklere, anlatmaya kalksam, kelimeler eksik kalır, ya da ben yetemem o cümlelere. Bir zaman vardı, seninle her şey tamdı, dünya dönüyor gibi değil de, biz yavaş yavaş içimize gömülüyorduk. Gözlerinde bekleyen bir yalnızlık gördüm bir gün, ve o gün artık hiçbir şeyin aynı olmayacağını hissettim. Aynı sokaklardan geçiyorum hâlâ, aynı çaydan içiyorum, ama hiçbir şeyin tadı o eski hâliyle dönmüyor ağzıma. Zaman, senden çok benden götürdü. Çünkü seninle olanı ben daha çok hatırlıyorum. Ve unuttukça, sen daha güzel kalıyorsun hafızamda,
Şiir