Siz sevdayı nereden bileceksiniz, hanımefendi?
Bir gülüşe ömrünü yatırmamışsınız ki,
Bir vedanın ardından nefes almayı unutacak kadar sevmemişsiniz…
Adını duymakla susmak arasında kalmanın sancısını
Ne bilirsiniz siz?
Siz suskunluğu nereden tanıyacaksınız, hanımefendi?
Konuşmak varken susmayı seçmek nedir bilmezsiniz,
Gözleriniz hiç bir kalbi ağlatmamış çünkü,
Birinin gözlerinde kalıp kalmadığınızı sormamışsınız kendi kendinize.
O yüzden rahatsınız, hafifsiniz…
O yüzden bilmezsiniz, içe işleyen sessizlik nedir.
Siz yıkılmayı nasıl bilirsiniz, hanımefendi?
Bir sabah uyandığınızda,
Artık sevilmediğinizi fark etmekle başlar bazı hikâyeler.
Siz hiç sevilip de yarım bırakıldınız mı?
Kendinizi anlatmaya çalışırken,
Birinin gözlerinde çoktan sustuğunuzu gördünüz mü?
Siz beklemeyi nereden bileceksiniz, hanımefendi?
Dakikalarla yarışan bir kalp gördünüz mü hiç?
"Belki gelir" diye giyinip de,
Gelmeyen biri için aynaya bakarken
Gözlerinizi silip çıktınız mı evden?
Bir mesaj sesiyle umutlanıp
Bin kez hayal kırıklığına düştünüz mü?
Siz vazgeçmeyi nereden bilirsiniz, hanımefendi?
Bir insanın tüm güzelliğini yüreğinizde taşırken,