Bir sandalyem hep boş,
kahve fincanımın karşısı sessiz.
Sözcükler diziliyor önümde,
ama hepsi aynı yere çıkıyor:
“Sensizlik.”
Gülüyorum
ama gülüşüm duvara çarpıp düşüyor.
Kimse tutmuyor.
Odamda iki yastık var,
biri bana, biri hiç gelmeyene.
Radyoda sana benzeyen şarkılar
hep yarıda kesiliyor.
Kalbim de öyle aslında—
çalan ama bitmeyen bir şey.
Aynaya her baktığımda
aynı soru gözlerimde:
“Ne zaman yalnız kalmayı öğrendim?”
Cevabı yok.
Çünkü yalnızlık öğretilmez,
sadece susularak yaşanır.
Ve ben sustum.
Gözlerinin yokluğunda içime çekildim.