‘İnsanın yorulduğunu kabul etmesi, zayıflık değil, kendini tanımanın bir göstergesidir. Her nefes alışımız, yaşamın bizden sürekli bir şeyler beklediğinin, ama bizim de durup "Şimdi yeter!" diyebilecek gücümüzün olduğunun bir hatırlatıcısıdır. Bu duraklamalar, hayatın karmaşasında bir anlam bulmamızı, hızlı akışta kaybolan benliğimizi yeniden keşfetmemizi sağlar.’
‘Bu dünya doyma, rahata erme, tatmin olabilme yeri değil. Bu dünya öylece geçip gitme, giderken de en güzel şekli ile geçme yeri sadece.
Başka anlam yüklersen ve bütün sonuçları burada beklersen çok yorulursun...’
“Her günahın, her suçun bir bedeli var. Bazısı burada bazısı öte âlemde. Bir büyük iftiraya maruz kalıp da canına kastedilecek olursa bunu hatırla ve uğradığın haksızlığa, gazaba güzelce sabret. Belki senin kurtuluşun bundadır.”
“Kuşlar bile kaderle uçarken bizim cüzi irademizin ne kadar zayıf olduğunu zaman geçtikçe anladım.
İlk söz insanın hakkıysa da son sözü söylemek kadere düşermiş. İnsan ilk adımı atmaya güç yetirse de yolu tayin eden kadermiş.”
“İyilik bu evrende henüz keşfedilmemiş yerler kadar uzaktaydı. İyilik artık kimselerin konuşmadığı arkaik bir dilden kalma, manası çoktan unutulmuş bir sözcüktü.”