‘İnsanlığın dilindeki en güzel sözcük "Anne"dir, en güzel hitap şekli "Annem"dir. Umut ve sevgi dolu, yüreğin derinliklerinden gelen tatlı ve şefkatli bir sözcüktür . Anne her şeydir, kederde tesellimiz, umutsuzlukta umudumuz, güçsüzlükte gücümüzdür. Anne sevginin, merhametin, sempatinin, bağışlamanın kaynağıdır. Annesini kaybeden kişi, onu devamlı yüceltip koruyan temiz bir ruhu kaybetmiştir.’
“Sağlık Bakanlığı, medyatik bir şova ve ticari bir araca dönüşen organ nakli uygulamaları için büyük zaman ve dev kaynakları seferber etmektedir. İnsanları hastalıklardan korumak için değil, amiyane tabirle 'hastalan gel, seni yamarız, tamir ederiz, değiştirilecek parçalarını değiştiririz' demeye çalışıyor. Bakanlığın, milyonlarca insanın ölümcül tarım kimyasallarıyla yetişmiş ve işlenmiş sözde gıdalarla beslenmesi, toksik madde deposuna dönüşmüş sağlıksız sular, zehirli çevre konusunda hiçbir girişimde bulunmazken organ nakli konusunda canhıraş çalısması sizce de manidar değil mi?”
Videosu da yayınlanan yayında Jürgen Elsässer söyle diyor:
"Şu an hepimize bir baskı yapılıyor. Organlarımızı bağışlamak insani bir vazife olarak yutturuluyor bize. En büyük ve gizlenen şu ki, organ bağışı yapacak kişinin ölü olmaması gerekir. Çünkü onun organları ölüdür ve başkasına
nakledilemez. Bu engeli aşmak için 'beyin ölümü' yalanını uydurdular. Böyle bir ölüm tarifi yoktu. Bu sözde bilimsel tabirle "organ nakli" meşrulaştırıldı. Asıl problem şu, beyin ölümünde kişi acı, elem ve azap hisseder. Organları alınan insanın canı yanar. Organ bağışı düşünenler bilmeli ki, organlar en vahşi ve azap verici bir şekilde alınacaktır. Kaldı ki, güncel araştırmalara göre beyin ölümü gerçekleşenlerin yüzde 60'ı hayata dönebilmektedir" ifadelerini kullandı. "Organ nakli için bu kişiler katlediliyor" diyen Gerhard Wisnewsk ise “Çocukların organını bağışlayan ebeveynler çocuklarını organ naklinden sonra görmek istemişler ve çocuklarının korku ve azap dolu olduğunu, saçlarının gri veya beyazladığını görmüşler, şahit olmuşlar. Şu da bilinmeli ki, organları alınan kişi ameliyat masasında bağlanır. Çünkü kalkıp ameliyat edene diklenebiliyorlar ve bundan korkuyorlar.”