“Ben ise sadece kitaplarla başbaşa kalacağım, gezintiler yapacağım, hayaller kuracağım, rahatsız edilmeden uzun uzun uyuyacağım bir dinlenceyi yaşamak istiyordum.”
Derda’nın en büyük sırrı, hayatta yapayalnız kalmış olduğuydu. […] yürüyüşünden bile belli oluyordu. Ellerini cebine sokuşundan. Boynunu bükmesinden. Her adımında yere sürten ayaklarından. Yetişecek hiç bir yeri yokmuş gibi yavaşlamasından. Bazen de, her şeye geç kalmış gibi hızlanmasından. Bir de kokusundan. Ter ve yalnızlık.
Her ne kadar ABD denilen garip bir ülke vatandaşlığını loto ikramiyesi olarak görüp internet üzerinden çekilişle dağıtsa da herhangi bir vatandaşlığın tek başına mutluluk getirmediği de bir gerçekti. Bunun kanıtı, İngiltere’nin nüfusu kadardı. Ya da yaşadığı hayatın çekilişle dağıtıldığını öğrense inanamayacak olan Amerikalı sayısı kadar…