Life…

Life…
@Life_History
Vielleicht lief nicht alles gut, aber nichts hat mich von meinem Weg abgebracht. İstanbul Üni. Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Psikoloji, Felsefe, Sosyoloji, Alman dili...
Astsubay
Yüksek Lisans
Ankara Çankaya
Ankara, 11 Mart 1900
440 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
24 Nisan 1905 Bu dünyada iki zaman var. Biri mekanik zaman, diğeri bedenin zamanı… Birincisi bir sağa, bir sola, bir sağa, bir sola sallanan kocaman bir demir sarkaç kadar katı ve metalik. İkincisiyse körfezde balık misali kıvrılıp bükülüyor. İlki aman vermez, boyun eğmez ve mukadder. İkincisiyse kararlarını ilerledikçe alıyor. Pek çok kişi mekanik zamanın var olmadığı kanaatinde. Ne Kramgasse’deki devasa saatin önünden geçerken saati görüyor ne de Postane’den paket yollar ya da Gül Bahçeleri’nde gezinirken çanını duyuyorlar. Kol saati takıyorlar takmasına ya, ya sırf süs amacıyla ya da saati hediye edene ayıp etmemek için takıyorlar. Böylelerinin evlerinde saat yok: Saat yerine kalp atışlarını dinliyor, ruh hallerinin ve arzularının ritimlerine kulak veriyorlar. Acıkınca yiyor, uykularından ne zaman uyanırlarsa işlerine o zaman gidiyor, günün her saati sevişiyorlar. Mekanik zaman fikrine gülüyor bu tipler. Zamanın düzensiz ilerlediğini biliyorlar. Zamanın, kaza geçirmiş bir çocuk alelacele hastaneye yetiştirilirken ya da kavgalı komşunun bakışları altındayken sırtındaki yükle güç bela ilerlediğini biliyorlar. Ve ayrıca, arkadaşlarla neşeli bir yemekteyken ya da övgü alırken veya sevgilinin kollarındayken birdenbire fırlayıp görüş alanından kaçıverdiğini de biliyorlar.”
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayatın Döngüsü Üzerine harika bir paragraf
Tıpkı bu öğleden sonra, 16 Nisan 1905’de Spitalgasse’deki eczaneye yürüyen Peter Klausen gibi, toz kaldırmaktan korkuyor. Klausen biraz züppe; giysilerinin kirlenmesinden nefret ediyor. Giysilerine azıcık toz bulaşsa hemen duran, bekleyen randevusuna aldırmadan kılı kırk yararak üstünü silkeleyen bir adam. Bugün gecikirse haftalardır bacak ağrılarından şikâyet eden karısına merhem alamayacak ki bu durumda morali bozulacak ve karısının Cenevre Gölü seyahatine çıkmamaya karar vermesi ihtimal dâhilinde. 23 Haziran 1905 tarihinde Cenevre Gölü’nde bulunmaması durumundaysa doğu dalgakıranında yürüyüşe çıkmış Catherine d’Epinay’le tanışamayacak ve Matmazel d’Epinay’i oğlu Richard ile tanıştıramayacak. Haliyle Richard’la Catherine 17 Aralık 1908’de evlenmeyecek ve Friedrich, 8 Temmuz 1912’de doğmayacak. Friedrich Klausen, Hans Klausen’in babası olmayacak ve Hans Klausen doğmayınca 1979 Avrupa Birliği seçimleri gerçekleşmeyecek.
Zamanda geri sürüklenmiş insanları tanımak çok kolay: Koyu renk, ilk bakışta dikkat çekmeyen kıyafetler giyiyor ve hiç ses çıkarmamaya, adeta karınca ezmemeye çalışarak parmaklarının ucunda yürüyorlar. Geçmişte yapacakları herhangi bir değişikliğin geleceğe korkunç etkileri olacağından korkuyorlar çünkü.
Zamanın bir çember olduğu bu dünyada her el sıkış, her öpücük, her doğum, her kelime tamı tamına aynıyla yinelenecek. İki arkadaşın dostluklarının bittiği her dakika da, bir ailenin para yüzünden dağıldığı her an da, çiftler arasındaki kavgalarda sarf edilen her kırıcı laf da, üstlerin kıskançlığı yüzünden esirgenen her fırsat da, tutulmayan her söz de..
“Bu dünyada çoğu insan hayatını yeniden yaşayacağından bihaber. Tüccarlar hep aynı pazarlıkları yapacaklarını bilmiyor. Siyasetçiler, zaman döngüsü içinde aynı kürsüden sonsuz defa bağıracaklarını bilmiyor. Ebeveynler çocuklarının ilk gülüşlerine üzerine sanki bir daha hiç duymayacaklarmışçasına titriyorlar. İlk defa sevişecek âşıklar utangaç soyunuyor, dolgun baldırlara, narin meme uçlarına şaşıyorlar. Her kaçamak bakışın, her dokunuşun tekrar ve tekrar ve tekrar aynıyla yineleneceğini nereden bilecekler?”