Düne geri dönemem, çünkü o zaman farklı bir insandım.
İmkansıza ulaşmanın tek yolu, onun mümkün olduğuna inanmaktır.
Bugün düşündüğün şeye yarın dönüşürsün.
Ablam kendisini anlayacaklarmış gibi konuştuğu menekşelerini özenle sulardı, bense doğumumun şerefine verilmiş bitkimi hiç umursamayarak solmaya
mahkûm ettim. Değil onunla konuşmak, yeterince su vermeyi bile akıl edemedim. Ne bana gelişini ne de ölüp gidişini ciddiye aldım. Unuttum gitti. Ya da ben öyle sandım.
Sanırım büyümekten, içinde bulunduğum saksının bana dar gelmesinden, o daracık yerde solup gitmekten endişe ediyorum. Bir seçim yapmak mecburiyetiyle kıvranıyorum. Suya mı, yoksa yalnızlığa mı razı geleceğim? Yok olmaktan mı, yoksa yalnız kalmaktan mı daha çok çekindiğimi bilemiyorum.