Düne geri dönemem, çünkü o zaman farklı bir insandım.
İmkansıza ulaşmanın tek yolu, onun mümkün olduğuna inanmaktır.
Bugün düşündüğün şeye yarın dönüşürsün.
Aşk başka bir gezegene taşıyordu insanı,
iki kişiden ibaret küçücük bir gezegene. Hava diye birbirlerinin nefesini soludukları yepyeni bir evrene. Evvelce yaşamak için zaruri saydıkları şeylere artık ihtiyaç duymuyorlardı. Acıkmıyor, susamıyor, uyumuyorlardı. Su içer, yemek yer gibi sevişiyor; uyur gibi birbirlerinin göğsünde
dinleniyorlardı. Becerebilseler, kalplerini yırtıp birbirlerini içlerine alacaklardı sanki. Ve elbet bu delilik halinin bir başı olduğu gibi bir sonu da vardı. Maalesef ya da neyse ki... Aşkın süresi, âşığın acıktığını anlamaya başlaması kadardı. İki kişilik gezegenden dünyaya inme süresi kadar...