"Üzerinde çatlak bulunmayan sağlam bir duvar gibi görünüyordu hayat.Ama beklenmedik bir sarsıntı, bu mağrur duvarı, kumdanmış gibi bir anda yerle bir etti."
"Unuttuğumu sanıyordum ama galiba hiçbir şey unutulmuyor.Unuttuğumuzu sandığımız her şey, unutmuşluğun karanlığından çıkıp tekrar geri geliyor ve hiç kimseye ait olmadıklarını düşündüğümüz anda tekrar bizim oluyor.Onlara ihtiyacımız olmadığı halde, önümüzde eski varlıkları ile parıldayarak bizi hatırlamaya zorluyor, ihanetimiz yüzünden bizden intikam alıyor, bizi yaralıyor."
"Öyle ise bize ne kalıyor?"
"Öğrenebildiğimiz kadarını öğrenmek kalıyor bize.Eğer serçe Anka kuşunun yuttuğu lokmayı yutamıyorsa, yutabildiği kadarını almalı.Bütün denizi testiye dolduramazsın ama doldurduğun da denizdir."