Yakıp yıkarken hayvanlaşan insanlar, ateşle, talanla teskin edemedikleri kötü hırslarını, nihayet hayvanlığın en yüksek bir ifadesi olan cebri temellükle yatistirirlar. Zaten, cinayet bundan başka bir şey midir? Bir adamın kanına girmek, bir kadının ırzına geçmek, bunlar hemen hemen eş mânalı tabirlerdir.
Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı aydınlatamadın. Bir vücudu vardı, besleyemedin. Üstünde yasadigi bir toprak vardı! İşletemedin. Onu hayvanı duygularun, cehâletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru bir göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu kürü dikenleri mi? Tabii ayaklarına batacak. İşte her yanın yarılmış bir halde kanıyor ve sen, acıdan yüzünü burusturuyorsun. Öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. Sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir, senin kendi eserindir.