“Ayağım acıyor.” Asıl söylemek istediğim bu değildi. Ayağım acıyordu ama en çok acıyan yerim ayağım değildi. Ne var ki en çok acıyan yerlerden bahsetmek öyle kolay olmuyor.
“Tabii ev deyince” diye devam etti, “herkes başka şey anlıyor. Ama ülkenden ayrıldıysan, hele öyle yapmak zorunda kaldıysan, ev artık başka türlü bir hayal oluyor. Ben her adımda birazını kaybettim. Kaybettikçe de bulmak için daha çok hırpaladım kendimi. Yanlış yerlerde arayınca bulunmuyor.”
“Yazgımı korkumla besleyerek, korktuğum başıma gelene dek aynı hikâyeyi baştan yazmayı, asıl yaramı görüp elimden tutamayacağı bariz insanlar seçip malum sonu garantiye almayı hep becerdim.”