“Bir tür soygun ganimetiydi nihayetinde zaman. Yağmalanmış bir şey. Biz onu dünyadan arakladığımızı sanırken, dünya ömrümüzden tırtıklardı. Biz ona yaslanıp bir şeylerin başlamasını beklerken, o tüm varlığıyla bir şeyleri bitirmeye adanmıştı. Zekâyla kavranmayacak, bilmekle anlaşılmayacak, anlamakla hallolmayacak karışık işler…”
“Günahkâr Âdem’in hayırsız evlatları böyledir. Nankör ve vefasız. Gidemedikleri şehirlerin ismini gittiklerinden, kendilerini sevmeyen insanların cismini sevenlerinden, gerçekleşmemiş hayallerin hevesini gerçekleşmişlerden berrak hatırlarlar. Kavuşamamak nasıl aşka teşvik ederse, vuslat da günü geldiğinde unutmaya azmettirir.”
“Tenzili rütbeyle yetişkinliğe alınmış eski bir velet olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, büyüklerin cehaletinin korkunç boyutlarını en iyi çocuklar bilir.”