Ne sincaplar bebekleri tedavi etmek için vakıflar kurar ne de yılanlar yoldaki yabancıları karşıdan karşıya geçirir ama insanlar iyilikseverliğe büyük değer verir. Bilim insanları karşılıklı işbirliğine katıldığınız zamanlarda beynimizin ödüllendirme ile ilişkili kısımlarının çalıştığını bile bulgulamışlardır; bir bakıma iyi olmak kendi başına ödül demektir.
Bilinçdışı; işlev görebilmemiz ve hayatta kalabilmemiz için gereken temel gereklilikleri yerine getirebilelim, dış dünyayı algılayabilelim ve güvenliğimizi sağlayacak şekilde karşılık verebilelim diye, evrim sürecimizin daha erken dönemlerinde gelişmiştir. Bu bütün omurgalıların beyinlerinin standart altyapısıdır; oysa bilinç zorunlu olmayan bir özellik olarak değerlendirilebilir. Gerçekten de insan dışındaki çoğu tür bilinçli sembolik düşünce kapasitesine pek az sahip olarak yahut hiç sahip olmayadan hayatta kalabilme yeteneğine sahiptir ve kalır da; oysa bilinçdışı olmadan, hiçbir hayvan varlığını sürdüremez.
Hepimiz, bütün önemli faktörleri değerlendirdiğimizi, bu değerlendirmelere uygun şekilde davrandığımızı ve bu kararlara nasıl vardığımızı bildiğimizi düşünerek; kişisel, ekonomik ve işle ilgili kararlar alırız. Fakat yalnızca bilinçli etkilerin farkındayızdır ve dolayısıyla sahip olduğumuz yalnızca kısmi bilgidir. Bunun sonucunda, kendimize, motivasyonlarımıza ve toplumumuza ilişkin görüşlerimiz, pek çok parçası kayıp bir yapboz gibidir. Boşlukları doldurur ve tahminlerde bulunuruz ama kendimize ilişkin gerçek; bilinçli ve rasyonel zihinlerimizin dolaysız hesaplarıyla anlaşılabilenlerden çok daha karmaşık ve çok daha güçlü algılanabilir bir şeydir.