... Bu durum hiç kuşkusuz Pythagoras öğretisinin bilimsel ve felsefi içeriğinin de açığa vurulması demekti. Böylese herkes artık ruhun ölümsüz olmasının nedeninin evrendeki her şeyin belirli döngüler sonucunda yeniden meydana gelmesinden, her şeyin aynı ailenin birer üyesi olarak doğmasından kaynaklandığını öğrendi.
Doğadaki yok olmamayı sağlayan sevgi bağını koparmaya yönelik her niyet ve eylem karşıt bir tepkiyle yanıt bulup cezalandırılırken, bu bağı korumaya yönelik her niyet ve eylem dönüştüğü bedenle anlamlanır ve ödüllendirilir.
İnsan, tanrısal özle donanmış ruhuyla ve göğe ağan bedeniyle doğada dimdik duran tek canlıdır. Bu duruş, onu bütün diğer canlılardan ayırdığı gibi, onun buyurgan, isyankar ve denetlenemez yapısına da davetiye çıkarır.
...her an ve her yerde bir şeyler başka bedenlere geçip can bulur. Varolan her şey değişir, başkalaşır, asla ölmez. Ölüm ruhun kabuk değiştirmesidir, yok olmak değil. Ruh orada burada her an gezinir, kâh insan olur, kâh hayvan, kâh bir çiçek, kâh bir ağaç, bir kuş ya da bir taş, hatta bazen sadece bir ses.