İçimizden hiçbiri, yaşlıyken gençliğinde olduğu gibi değildir. Irmaklar gibi sürüklenip, akıp geçer bedenlerimiz. Gördüğün her şey zamanla birlikte koşar, gördüğümüz hiçbir şey olduğu gibi kalmaz; ben bile her şeyin değiştiğini söylerken değiştim şu anda. Şu söz Herakleitos'un "Aynı ırmağa iki kez hem giriyoruz hem girmiyoruz."
Çünkü ırmağın adı aynı kalır ama suları akıp geçmiştir.
Beni dolambaçlı yollardan götürmezsen varmak istediğim yere kolayca varırım; tıpkı o ünlü tragedya yazarının dediği gibi: "Sadelikle dile gelir gerçek!"
Gerçek karmakarışık anlatılmamalı. Büyük işler peşindeki ruhlara da bu hileli, ince hesaplı düzenler yaraşmaz.
Tanrı senin yanı başındadır, seninledir, içindedir senin. Demek istediğim şu Lucilius: İçimize yerleşmiş kutsal bir ruh var; kötülüklerimizi, iyiliklerimizi gözleyen, koruyan bir ruh. Biz ona nasıl davranırsak, o da bize öyle davranır. Örnek insan, Tanrı olmadan bir hiçtir. Bir insan Tanrı'nın yardımı olmadan kaderini aşabilir mi? O Tanrı bize en güzel, en yüksek öğütleri verir.