Gün, bir kere yerleşti mi göze batmaz pek; ilgimiz sürekli olarak başka şeylere dağılır; ancak müthiş bir fırtına, bir tipi ya da güneş tutulması karşısında bir anlığına kendi yaşamımızın akışını unutabiliriz. Gelgelelim günün başında ya da sonunda, tan ağarırken, gün batarken, görebildiğimiz şeylerle ilişkimiz hızlı bir değişime uğrarken, anı dolduruşumuz kadar -hatta çoğunlukla ondan daha baskın bir biçimde- anın bilincine varma eğilimimiz baş gösterir. Doğan günü izleyen en bencil insan bile kendini unutmaya yatkındır.