Kırk beş yaşındayken kendini asarak öldüren Esme' nin varoluş hikåyesinin yanında anneannemin hikâyesi hiçti.
Elli yedi yaşında beyin kanamasından ölen anneannemin varoluş hikäyesinin yanında annemin híkâyesi hiçti.
Yetmiş altı yaşında annesi gibi beyin kanamasından ölen annemin varoluş hikâyesinin yanında benim hikâyem hiçti.
Anneannem acılarını revize etmişti, geçmişini kızına bile yenileyerek aktarmıştı. Çünkü aile geçmişi böyle yazılırdı. Insan iğneyle kuyu kazarak eriştiği hikâyeleri ve yaşadıklarını bir araya getirir, çıkan resmi beğenmezse değiştirir; kendisini mutlandıran, kıvançlı bir tarih haline getirir ama ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu olduğu söylenen gerçek hiç beklenmedik bir kriz ânında, tutulamayan şiddetli bir kusmuk halinde ağızlardan fışkırır, yer gök gerçekle dolardı.
Karakteri zaaflı, hayata aç bir kadındı anneannem, hayat arsızıydı, yaşamaya doymuyordu. Edep erkânın kitabını yazmış, kibarlık, zarafet ve nezaket timsali, yol yordamın tillahını bilen, tam bir Osmanlı hanımefendisi olduğundan, herkes tarafından sevilip sayıldığından zerrece kuşkusu yoktu. Adı bile çok tantanalıydı: Hatice Şehbal Targut. Biriyle tanıştırıldığında kadın erkek, yaşlı genç ayırt etmeden öpsün diye elini uzatır ve Hatice nin i'sini bilinçle uzatarak "bendeniz Hatice Şehbal Targut," derdi.
O zamanlar özel ambulans servisleri yoktu, hayat bu kadar vahşi ve bu kadar organize değildi. Hayat orga-. nize oldukça vahşileşti, insanların birbirlerine verdikleri desteklerin yerini kurumlar aldı.
İlginç olan, kötülüğün tarafında yürümeyi seçenlerin yürüdükleri yönün onları iyiliğe götürmeyeceğini daha en başında bilmeleriydi. İyilik kötülüğün kılığına giremiyordu çünkü ama kötülük sık sık iyilik kılığına giriyordu.