Bu kitabı farklı bir coğrafyayı, kültürü tanımada bana bir kapı aralayacağını düşünerek okumak istemiştim. Hikayenin Bilboa şehrinde geçmesi dolasıyla bu okuma bana aynı ülke toprakları içinde kendine ait bir kültürü barındıran Bask bölgesine ait izlenimleri de kazandıracaktı. Sanırım anlatımın sıradanlığa kaçmayan samimi anlatımı ve cümlelerdeki anlam zenginliği kitaba pragmatik yaklaşımımı gölgede bıraktı. Ben cümleler arasında akıp gidiyordum ama bu akmada bir duygu yoğunluğu - kalple bağlantısını tamamlayıp gözyaşıyla kendini somutlayan bir yoğunluk-vardı. Yazarın ilk paragrafta ipucu verdiği gibi “önemsiz anların “anlatımı olacaktı anlatılanlar.
İrune kaybettiği ebeveynlerinin yaşamına kattığı silik anların ,onlarsız yaşamında gün yüzüne çıkarken hissettirdikleri bu yalnız yaşamında aslına bakıldığında ona acı veriyor. Onların düzenini evinde olduğu gibi devam ettirmesi , aynı komşularla geçinmeye çalışması, hastalıkları, kendine özensizliği,üstüne üstlük kapitalist yaşamın çarkına ayak uyduramayışı da eklenince ; İrune nefeslenecek bir arayış içinde. Ama bunu kendi bile farkında değil.
Kağıdın hikayesi, çizgi romanların tarihi, bazı şehir isimleri, Filistin dramına bir görüş bildirmeden teğet geçme, ETA’dan detaysız bir bahsediş vs. sosyal ya da tarihi olayları anlatımı bir telmih niteliğinde diyebilirim.
Kendinizle baş başa kalmaya ihtiyacınız olduğunda okunup bitirilecek bir eser.Yorucu olmayan ve dinamik anlatımı bence bu kitabı değerli kılıyor. Zaman kaybı olarak nitelendirmeyeceğim bir kitap.