Gelgelelim sıklıkla yaşadığını değil, sadece var olduğunu hissediyor; kendisi günleri geçirmiyor da günler onun üstünden geçiyor. Ama bunun için kendini cezalandırmıyor, var olmak bile yeterince zor zaten.
Üzüntü diyebilirdi ama acıyarak üzülmek değildi onunki, hayatla cebelleşen tanımadığı milyarlarca insanı kapsayan geniş bir kederdi; insanaların en berbat şartlara, en zor yaşantılara rağmen her yerde hayata tutunmalarına duyduğu hayretle karışık bir keder. Hayat çok hazin gelirdi o anlarda. Bunu bile bile hepimiz yaşıyoruz. Bile bile dört elle sarılıyoruz, bize avuntu olacak bir şeyler arıyoruz.
"Hepimiz ölüyoruz. O sadece ölümünün düşündüğünden daha erken olacağını biliyordu. Ama bu, mutluluk yılları yaşamadı, mutlu bir hayatı olmadı demek değil."