Bırak iyileşeyim diyor. Bırak iyileşeyim ya da bırak bitireyim. Çeşitli kapıların olduğu beton bir odada durmuş tek tek kapıları kapattığını, kendini içeriye kıstırdığını, çıkış şansını kendi eliyle teptiğini hissediyor. Peki neden yapıyor bunu? Neden nefret ettiği, korktuğu bu yere kısılıyor gidebileceği başka yerler varken? Bu, diyor içinden, başkalarına bağımlı olmanın diyeti: Tek tek bırakacaklar onu ve yine yalnız kalacak, fakat bu sefer daha kötü olacak çünkü bir zamanlar daha iyi olduğunu hatırlayacak. Hayatının geriye gittiğini hissediyor bir kez daha, giderek küçüldüğünü, beton duvarların yaklaşa yaklaşa ona ancak çömelecek kadar yer bıraktığını; çünkü uzanırsa, tavan tepesine inip onu boğacak.
Sonra güvendiği birini bulmuş, ona anlatmış, ardından o kişi ölmüştü ve şimdi hikayesini sil baştan anlatacak gücü bulamıyordu kendinde...Elbiselerini bedeninden, derisini kemiğinden ayırmayı andıran bu anlatma uğraşına bir daha başlaması, pespembe fare yavrusu gibi narin kalana kadar tekrarlaması kaç kez istenebilirdi?
Kendini yüzyıllarca yaşlıymış, kuruyup dağılmış, insanın bir bakış atıp tekrar üstünü örteceği bir şeymiş gibi hissediyor. "Alın bunu" diyecekler sanki ; "hurda bu"