Hayatının değerine dair dertleri hiç olmasa da, kendisinin ve daha bir dolu insanın yaşamaya neden devam ettiğini hep merak etmişti; bazen kendini ikna etmemeye bile zorlanıyordu, oysa daha milyarlarca insan aklının almayacağı yokluklar, sefalet ve hastalıklar içinde yaşayıp gidiyordu. Ama hiç vazgeçmiyorlardı. O zaman insanın yaşama kararlılığı bir tercih değil de, evrimin eyleme geçiş şekli miydi?
Mirasını hiç aklına takmadı, daha doğrusu taktığını düşünmedi. Böyle olması da iyi çünkü geride hiçbir şey bırakmayacak: Ne binalar ne tablolar, ne filmler ne heykeller. Ne kitaplar, ne kağıtlar ne insanlar...
Şimdi yatakta yatarken eski bir şarkı mırıldanıyor ona.
"Anlamaz oldu dünya beni" diye eşlik ediyor usulca, "Ben ona bunca zamanımı harcadıktan sonra."