Kurgu bir biyografi romanı olur mu? İşte bu kitap tam olarak öyle! Hikayemiz İstanbul’un işgali sırasında bir aile ile başlıyor ve yarım yüzyıl boyunca bu aileye odaklanıyor. Hem dönemsel bir aile romanı hem de toplumsal bir roman.
Harika isimli bir kız çocuğunun bebeklikten itibaren tüm hayatına şahit oluyoruz. Annesiyle çatışması gerçekten yürek burkan cinsten. Harika, harika bir insan olsa da annesi ona o kadar da harika olmadığını hep hissettiriyor. Halbuki Harika olağan dışı bir zekaya sahip.
Bu kitabı okurken 1938 yılı sonrası, 2.Dünya Savaşı’nın Türkiye üzerine etkilerine ne kadar vâkıf olduğumu farkettim. Kendime kattığım şeyler açısından bu kitabı oldukça başarılı buldum. Kitabın bir kısmı kurgu olsa da bir kısmı gerçeklere dayalı. Gerçekler de birtakım mektuplar, eski gazete haberleri, röportajlarla desteklenmiş.
Yazar yine bildiğiniz gibi, kendisinden okuduğum 3.kitap ve şaşırtmadı beni, büyük beklentiyle okudum, tebessümle son sayfasını kapadım bu kitabının da.
“Harp biteli on altı sene oldu ama içimizdeki harp bitmedi. Çok yorgunum.”
“Benim siyasete dair bütün ümidimi kaybettiğim yıldı 1947. Padişahçı-millici, ilerici-gerici, Turancı-komünist, sağcı-solcu, ismi ne olursa olsun, kavganın asla bitmeyeceğini idrak ettiğim yıldı. Hayatım boyunca hiçbir partiyle kaynaşamadım-sol partilerle bile. Hangisine gidersen git, sıfırdan başlamak mümkün değil. Sırtında taşımak zorunda olduğun, geçmişten gelen bir yük var. Uzun bir süre hiçbir şey yapmak istemedim.”