Kar beyazı kâğıt demiş ki: "Saf yaratıldım, sonsuza kadar saf kalacağım. Karanlığın dokunuşundan ya da üstüme bulaşan kirden acı çekmektense yanıp bembeyaz küllere dönüşmeyi yeğlerim."
Mürekkep hokkası onun söylediklerini duyup kapkara yüreğinde kahkahalar atmış ama kâğıda yaklaşmaya asla cesaret edememiş. Rengarenk kalemlerde kâğıdı duymuş ve ona asla yanaşmamışlar.
Ve kar beyazı kâğıt sonsuza kadar saf ve iffetli kalmış. Saf ve iffetli... ve boş.
Ağzım düşündüğümü konuşur ve tepeden tırnağa sahiciyim. Varlığımı yok sayamadıkları hâlde bilgelikten kendilerine birer maske ve unvan devsirenler, kaftan giyinmiş maymun ya da aslan postuna bürünmüş eşek misali gururla dolanır ortalıkta. Ne nankör bir güruhtur bu.