Benliklerimiz hayatın içinde küçülmeli ki hayat büyüsün ve bize armağanlarını sunsun. Huşu duygusunu kendimizi daha küçük ve dünyayı daha büyük algıladığımızda tecrübe ediyoruz. "Öyle bir zerreyim ki arşa gebeyim." Huşu hissettiğimizde kendimizi o büyük, yekpare varlığın bir parçası olarak hissediyoruz. Kendi nefsimizin çitlerini aşıyor, benliğimizin bentlerini yıkıp geçiyor sınırlarımızdan özgürleşiyoruz. Artık koca bir ummanın parçasıyız, gerçi bir damlayız, ama umman da bizde gizli. Kainatın ve ona şeklini veren ilahi nefesin bir parçası olarak genişlediğimizi, büyüdüğümüzü hissediyoruz. Derin bir huzur...
En derin korkumuz yetersiz olmamız değildir. En derin korkumuz, son derece güçlü olmamızdır. Bizi en çok korkutan karanlığımız değil, ışığımızdır. Kendimize sorarız: Ben kimim ki parlak, muhteşem, yetenekli, muhteşem olacağım? Aslında sen kim değilsin? Sen Tanrı’nın çocuğusun. Göze batmaman dünyanın hayrına değil. Başkaları senin yanında kendini güvensiz hissetmesin diye küçülmenin iyi bir tarafı yok. Hepimiz çocuklar gibi parlamak için varız. İçimizdeki Tanrı’nın yüceliğini tezahür ettirmek üzere doğduk. Bu sadece bazılarımızda değil, herkesin içindedir. Ve kendi ışığımızın parlamasına izin verirken, bilinçsizce diğer insanlara da aynısını yapma izni vermiş oluruz.
Kendi korkumuzdan kurtulduğumuzda; varlığımız otomatik olarak başkalarını özgürleştirir.
— Marianne Williamson, Sevgiye Dönüş
Özsaygıya,bizi kurtaracak ya da en azından kurtarıp o çok arzuladığımız olumlu benlik algısını destekleyecek şişme bir bot gibi tutunuruz, ancak bu botun bir delikten hızla hava kaçırdığını görürüz. Gerçek şudur ki bazen iyi, bazen de kötü nitelikler sergileriz. Bazen yararlı üretken bazen de zararlı uyumsuz şekillerde hareket ederiz. Ancak bizler bu nitelikler veya davranışlar üzerinde tanımlanamayız. Bizler isim değil, bir fiil; sabit bir "şey"den ziyade bir sürecizdir. Eylemlerimiz, değişken varlıklar olarak zamana durumu ruh halini ortama göre değişir. Ancak çoğu zaman bunu unutur yüksek bir öz saygı -ulaşılması zor kutsal kase- arayışına girer, kendimizi içine tıkıştırmak için üzerinde "iyi" yazan kalıcı bir kutu bulmaya çalışırız.