Şükran Gizem Mısırlı

Şükran Gizem Mısırlı
@Littlepd_den
Psikolojik Danışman
23 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
Bir Kızılderili bilgelik hikayesi, torununu hayatı öğreten yaşlı bir Cherokee' yi anlatır. "İçimde bir kavga oluyor der," çocuğa "İki kurt arasındaki korkunç bir kavga. Biri kötü; öfke, kıskançlık, üzüntü, pişmanlık, açgözlülük, kibir kendine acıma, suçluluk, içerleme bayağılık, yalanlar, boş gurur, üstünlük ve ego. Diğeri iyi; neşe, barış, sevgi, umut ,dinginlik ,alçakgönüllülük, nezaket yardımseverlik, empati, cömertlik,hakikat merhamet, ve inanç. Aynı kavga senin içinde de devam ediyor ve diğer tüm insanların içinde de." Torun biraz düşündükten sonra dedesine "Hangi kurt galip gelecek?" diye sorar. Yaşlı Cherokee basitçe, "Beslediğin" diye yanıtlar.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Acı çekmek tek bir nedenden kaynaklanır: Gerçekliğimizi ideallerimizle karşılaştırmak. Gerçeklik ile istek ve arzularımızın birbirine uygun olduğunda mutlu ve tatmin oluruz. Gerçeklik, istek ve arzularımızla uyuşmadığında acı çekeriz. Tabii ki ideallerimizle tam olarak örtüşen bir gerçeklik hiç yok denecek kadar azdır. Bu yüzden acı çekmek her zaman her yerde olan bir durumdur.
Istırap = Acı × Direnç
Bir keresinde bana asla unutmayacağım bilgelikle ilgili sözler söyleyen Shinzen Young adında harika bir öğretmenle meditasyona gitmiştim. Mutluluğun anahtarının, ızdırabın acıya direnmekten kaynaklandığını anlamak olduğunu söyledi. "Hayatta acıdan kaçamayız" dedi, "ama o acı yüzünden illaki acı çekmek zorunda değiliz" Shinzen biraz Budist bir "inek" olduğu için (hatta kemik çerçeveli gözlük de takıyordu),bu bilgeliği bir denklemle ifade etmeyi seçti: " Izdırap = Acı × direnç" Daha sonra "Aslında bu çarpımsal bir ilişkiden ziyade kat sayısal bir ilişki" diye ekledi. Demek istediği hayattaki normal acılar -zorlayıcı duygular,fiziksel rahatsızlık vb.- ile hayatın bazen acı verici olduğu gerçeğine karşı savaşmanın neden olduğu zihinsel keder olan gerçek ızdırap arasında ayrım yapabilmemizdi.
Sayfa 112·Kitabı okudu
24 Eylül 1945
En güzel deniz: henüz gidilmemiş olanıdır. En güzel çocuk: henüz büyümedi. En güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür.
İnsan, bizim "Evren" dediğimiz bütünün, zaman ve mekanla sınırlı bir parçasıdır. Kendisini düşüncelerini ve duygularını bir tür optik bilinç yanılgısı içinde diğerlerinden ayrı bir şey olarak deneyimler. Bu yanılsama bizim için bir tür hapishanedir. Bizi kişisel arzularımızla ve bize en yakın birkaç kişiye duyulan sevgiyle sınırlamaktadır. Görevimiz, şefkat çemberimizi tüm canlıları ve tüm güzelliğiyle doğayı kucaklayacak şekilde genişleterek kendimizi bu hapishaneden kurtarmak olmalıdır. Einstein, The Einstein Papers