Hem tür hem de birey olarak gelişimimiz, temel hayatta kalma içgüdülerine dayanır. İnsanlar hiyerarşik sosyal gruplarda yaşama eğilimi de olduklarından, kendi gruplarında baskın olanların reddedilme olasılığı daha düşüktür ve değerli kaynaklara daha fazla erişimleri vardır. Aynı şekilde ikincil statülerini üzeri kabul edenlerin de sosyal düzende güvenli bir yeri vardır. Bizi tehlikelerden uzak tutan insanlar tarafından dışlanma riskini alamayız. Hayatta kalmak istiyorsak tabii. Elbette bu davranışın yargılanmasına gerek yoktur -herhangi bir canlı organizmanın güvende ve emniyette olma arzusu normal ve doğal karşılanmaması mümkün müdür?
Her nehir ilk başta berrak bir yürekle
Hafif adımlarla dağ vadisinden yola çıkar.
İnsanların yaşadığı dünyaya doğru akan su yolu,
Ancak dünyadan geçerken
Bulanık ellerle yanında duran sularla da karşılaşmalıdır.
Zaten kirlenmiş sularla
Ya da çamurlaşacağı kadar çamurlaşmış sularla da karşılaşmalıdır.
Bu dünyada böyle birçok suyla karşılaşıp
Olduğu yerde kalan sular ne kadar da çoktur.
Kendi bedenini bırakıp yüreğini terk ederek
Yolunu kaybetmiş sular da ne kadar çoktur.
Ancak tekrar kendi özüne dönen suya bak!
Bulanık olanları bile bulandırmadan beraberinde götüren
Suya bak. Sonunda yeniden berraklaşıp
Uzaklara gitmiyor mu?
Pek çok kirli şeyle birlikte karışıp aksa da
Kendi özünü tamamen bozmuyor.
Kendi yüzünü, kendi kalbini kaybetmeden
Uzaklara giden sular yok mu?
Do Jung-Hwan
Koreceden çeviren: Derya Son
Her zaman yüksek bir özgüvene sahip olamazsınız, hayatınız kusurlu ve mükemmellikten uzak olmaya devam edecektir. Ama şefkat her zaman orada sizi güvenli bir liman olarak bekleyecektir. İyi ve kötü zamanlarda, ister çok mutlu olduğunuzda, ister diğerlerine göre daha kötü bir durumda olduğunuzda, öz şefkat size devam etmeniz ve daha iyi bir yerde olmanız için yardımcı olacaktır.
Şefkat yalnız ya suçsuz kurbanlar için değil, aynı zamanda başarısızlıklardan kişisel zayıflıklardan veya kötü kararlardan kaynaklanan acıları çekenler için de geçerlidir. Bilirsiniz işte hepimizin her gün verdiği o kötü kararlardan.
"Ben, beni,benim" şeklinde zoraki bir yaklaşım, kendimizi sevmekle eş değer değildir. Kendimizi sevmek bizi, hayatımızın bir parçası olan dayanıklılık, şefkat ve anlayışa götürür.