1987'de yapılmış meşhur bir röportajda Thatcher," Toplum diye bir şey yok. Erkek ve kadınların oluşturduğu canlı bir doku var(...) ve yaşam kalitemiz, her birimizin kendi sorumluluğunu almaya ne kadar hazır olduğuna bağlı," demişti.
Homo sapiens tatmin olmak için yaratılmamış. İnsanların mutluluğu nesnel koşullardan ziyade beklentilerine bağlı. Beklentilerse koşullara göre şekillenme eğiliminde; bunu başka insanların koşulları da dahil. İşler düzelince beklentiler de kabarıyor ve koşullar ciddi ölçüde düzelse bile memnuniyetsizliğimiz aynı şekilde devam edebiliyor. Evrensel temel desteğin amacı 2050'de sıradan insanların nesnel koşullarını düzeltmekse başarı şansı var ama amaç insanları öznel olarak tatmin etmek ve toplumsal huzursuzluğu engellemekse muhtemelen başarısız olur.
Peki sırada ne var? İlk adım kıyamet kehanetlerinin sesini kısıp panik durumundan şaşkınlık durumuna geçmek. Panik bir kibir biçimidir. Dünyanın ne yöne ( aşağı doğru) ilerlediğini bildiğine emin bir histen kaynaklanır. Şaşkınlık duymak daha mütevazi, dolayısıyla daha sağduyuludur. İçinizden kendinizi sokağa atıp," Kıyamet geliyor!" diye bağırmak geliyorsa, kendinize şunu söylemeyi deneyin: "Yok , öyle değil. İşin aslı dünyada neler olup bittiğini anlamıyorum, o kadar."