Hayal gücünün bir işlevi daha var ki bu, beyinsel süreç- leri radikal bir şekilde dıştaki algılardan ayrıştırır. Hayal gücü bir depodur. Yani algılarla kendisine gelen suretleri hem de- polar hem de onlar üzerinde terkip ve tahlil yapar. Bu suretler depolandığı için artık bir şey hayale geldiği zaman onun dış dünyada birebir önümüzde bulunması gerekmez. Buna göre gördüğünüz, işittiğiniz, kokladığınız, tattığınız şeyler artık ha- yalde depolanmıştır. Artık o şeyler dış dünyada ve dolayısıyla dış güçlerle algılanabilir alanda olmasa da onları aynen du- yumsuyormuş gibi tasarrufta bulunabilirsiniz. Bu ilginç bir özelliktir, zira hayal bir yandan dış duyulardan gelen verilerle beslenir, diğer yandan insana kendi inşa ettiği sanal bir ger- çeklik kazandırır. Bu sebeple Erzurumlu İbrahim Hakkı "Haya- lini arındırmayan insan kemale eremez." der. Çünkü duyguları besleyen hayaldir. Dış duyulardan beslendiği için, hayali arın- dırmak diğer organlarını arındırmakla mümkün olur. Bu bağ- lamda insanın; gördüğünü, işittiğini, kokladığını ve tattığını arındırması gerekir. Bildiğiniz üzere mistik yöntemlerin esası riyazettir; bunun nedeni de aynıdır. Asıl olan vücudun idrak araçlarının arındırılmasıdır. Dış dünyaya temas arındırılmalı- dır ki hayal arınabilsin. Bu nedenle İmam Gazzâlî, "İnsanın en tehlikeli organı ağızdır." der. Çünkü gıdaları buradan alıyoruz; ondan sonra bedene kan ve kas olarak döndürüyoruz. Bütü- nüyle gücü kuvveti buradan alıyoruz. Kısaca dış duyular olma- dığı zaman hayal beslenmiyor; ne ise o olarak kalıyor.