Selen

Selen
@LlywelynSel
Okuma günlüğüm.
8/10
·222 syf.·
2025 5. kitabı
Ayaşlı ve Kiracıları'nın bana en çok dokunan kısmı insanın evi olmayan, toplu bir yerde yaşarken hissettiklerini, aynı yerde yaşayan başka insanlarla ilişkilerini, her şeyin ne kadar gelip geçici olduğunu gözler önüne sermesiydi. Dili sade ve akıcı, hikayesi, kahramanları hayatın içindendi. 30'lar Ankara'sındaki yaşama tanık olmak ve uzun bir günün sonunda okuyup rahatlamak için güzel bir kitaptı.
Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20239,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
5/10
·315 syf.·
2025 4. kitabı
Spoiler İçerebilir Kitaba büyük beklentilerle başladım, Brontë kardeşlerin eserlerini hep sevmişimdir. Fakat daha kitabın yarısındayken neden yayıncılar tarafından reddedildiğini anladım. Hep Charlotte'ın dilinin kardeşlerininkinden daha süslü olduğunu duymuştum, bu kitapta buna şahit de olmuş oldum, süslü betimlemeler bir yerde yorucu olmaya başladı. Okuma keyfimi azaltan en büyük unsur ana karakterin gittikçe daha da çekilmez olmasıydı. Okurken ona karşı hiçbir şey hissetmedim, bize inandırılmaya çalışıldığı gibi erdemli bulmadım onu, sevdiği ile ilişkisini hiç romantik bulmadım, hatta benim için rahatsız ediciydi. Aralarında hala bir ast üst ilişkisi olması uygunsuz geldi. Hikaye aşkı da hiç hissetirmedi, her şey birden bire olmuş gibiydi. Yazım şekli ve kullanılan ifadeler eril dili çok iyi yakalamıştı, yer yer rahatsız oldum, dönemin okurları ve yayıncıları bu sefer yine Anne ve Emily'nin kitaplarındaki gibi yazarın kadın olduğunu anladılarsa çok şaşırırım. Kitapta başka milletlerden bahsederkenki ırkçı ton da hiç hoşuma gitmedi, yersiz bir İngiliz milliyetçiliği vardı. Framanlar için aşağışayıcı ifadeler kullanılmıştı ve bu ırkçılık yazar tarafından kınanan bir tonda yazılmamıştı. Hoşuma giden nadir kısım, dönemin normlarına aykırı olarak, evli olmasına rağmen çalışan bir kadın karakter olmasıydı. Dolayısıyla kitabı okurken çokça rahatsız oldum ama hiç keyif almadım diyemem, ilk başlarını sevmiştim, sonrasını pek değil. Sonu ise benim için tam bir hayal kırıklığıydı, sanki yarıda kesilmiş gibiydi, acaba kitap eksik mi basıldı diye düşündüm.
ProfesörCharlotte Brontë · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020978 okunma
"Sefalet" neden bir klasik değil?
6/10
·224 syf.·
2024 4. kitabı
Sefalet kitabını okurken bir kitabın günümüzde neden klasikler arasında olmadığı hakkında bir fikir edindim. Çünkü nasıl ki bugün derslerde Mehmet Rauf’un “Eylül” kitabını bir klasik olarak okuyorsak, Emine Semiye’nin “Sefalet”i de bizlere derslerde klasik olarak okutulabilirdi, fakat yazar bu şansı kendi elleriyle katletmiş. Böyle düşünmemin ilk ve en göze batan nedeni kitabın belli bir şekilde okura mesaj verme kaygısıyla yazılmış olması. Sanırsam bu kaygı yüzünden de yazar bizlerin bir şeyleri çıkarım yoluyla anlamamıza asla izin vermemiş. En basit şeyi bile gözümüze sokmuş ve istemeden bile olsa okuru biraz aptal yerine koymuş. Bunun beni en rahatsız eden örneği kitabın başlarında siyahi kalfanın adının Gayret olduğunu öğrendiğimiz kısımdı. Birinin ona “Gayret” diye hitap etmesinden adının bu olduğunu zaten anlıyoruz, ki bunu hayvanlar bile anlayabilir, ama yazar bize “Buradan da adının Gayret olduğunu anladık” şeklinde belirtme gereği duymuş. Bu açıdan kitabın üslubunu kusurlu buldum. Halbuki kitap gayet akıcı ve hoş bir dille yazılmıştı. İkinci sorun ise kitapta tam olarak nasıl anlatacağımı bilmediğim bir eksiklik. Kitaptaki sembolizm fazla barizdi, bu brnim kitabı ciddiye almamı bşraz olsun engelledi. Kitabın hikayesini ve akışını beğenmiştim. Birden fazla kişinin yaşadığı olayları görmemiz ve karakterlerin geçmişlerini okumak hoşuma gitti. Bu kızım bana “Uğultulu Tepeler”i hatırlattı. Kitabın fakirlik hakkında olmasını da beğendim, çünkü dönemin kitapları genelde yalılardaki zengin yaşamı anlatır. Emine Semiye konusu açısından dönemi için yenilikçi bir seçim yapmış ama işlenişi kitabın potansiyelini çökertmiş. Ayrıca kitabın bazı yerlerinde yazarın görüşlerini fazlasıyla gelenekçi buldum, özellikle kadınlar ile ilgili olan kısımlarda. Bu yüzden, arka kapakta
SefaletEmine Semiye · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022618 okunma
"Beyaz Geceler" İnceleme
8/10
·202 syf.·
2024 1. kitabı
Beyaz Geceler Dostoyevski'nin çoğunlukla erken eserlerinden olan 5 hikayenin birleşiminden oluşan bir derleme. Eseri genel olarak beğendim. Bu kitabı Çehov ve Gogol sevenlere de tavsiye ederim, mizahı ve trajedisi kitabı okurken bana iki yazarı da hatırlattı. İlk ve kitaba adını veren hikaye olan "Beyaz Geceler" bana Dostoyevski'nin yine erken eserleri olan "İncancıklar" ve "Öteki"yi hatırlattı. Özellikle ana karakterin zavallılığı, aşk ve umutsuzluk, yazım tarzı ve hikayelerin benzer sonları bana bu izlenimi verdi. Hoş ve duygulu bir hikayeydi. İkinci hikaye olan "Başkasının Karısı ve Yatağın Altındaki Koca" (ilk basımında ayrı olan bu iki hikaye sonradan düzenlenip birleştirilmiş) adını çoktandır duyduğum, ilginç bulduğum ama okumaya heves etmediğim bir hikâyeydi. Hızlı ilerleyen ve eğlenceli bir hikayeydi. "Noel Ağacı ve Nikah" bende Vasili Purikev'in "Eşit Olmayan Evlilik" tablosuna benzemesi dışında o kadar büyük bir izlenim bırakmadı. Sonu tahmin edilebilir, ortalama bir kısa hikayeydi, ama büyüleyici bir yanı olmaması dışında kesinlikle bir kusuru yoktu. "Haysiyetli Hırsız" hikayesi klasik bir Rus hikayesiydi: sefalet ve acılarla dolu duygusal bir hikaye. Kısaydı ve hoştu ama o da bende çok büyük bir etki bırakmadı. Kitap, son ve en uzun hikaye olan "Yufka Yürekli" ile kapanışını yaptı. Yine trajik ve ana karakterin psikolojisine odaklanmış bir hikayeydi. Özellikle iki erkek arasındaki kardeşliğe yakın arkadaşlığı beğendim. Beyaz Geceler benim için bu yılın ilk okumasıydı. Uzun süredir düzgünce kitap okumadığım için bu kitabı da hakkını vererek okuyamadığımı düşünüyorum ama Dostoyevski'nin büyük romanlarına başlamadan önce kısa hikayelerini okuduğuma memnunum ve kendisinin öbür roman ve hikayelerini de okumaya can atıyorum.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102bin okunma
10/10
·383 syf.·
Beğendi
·
2023 35. kitabı
Uzun bir süre Aşk-ı Memnu'yu okumak istedim ama hep dilinin zor olduğu ve sıkıcı olduğu iddiaları yüzünden erteledim. Neyse ki daha çok geç kalmadan, yılın son kitabı olarak Aşk-ı Memnu'yu okudum. Halit Ziya'nın dili büyüleyici. Kendi deyimiyle kelimelerin sesinden bir müzik yapmak istemiş ve bunu layığıyla başarmış. Olay örgüsü etkileyici ve akıcıydı. Diziden dolayı hikayeye aşina olsam da merak ile okudum. Her an bir aksiyon olmasa da sakin sahnelerde karakterlerin görkemli günlük yaşamını ve eski İstanbul'un elit hayatını okumak benim için keyifliydi. Karakterler ise bu romanla derin bir bağ kurmamı sağlayan birincil unsurdu. Halit Ziya bir çok usta yazarın yaptığı gibi etrafını gözlemleyerek kağıt üzerinde hayat bulmuş, kanlı canlı, sesini bile duyabildiğimiz karakterler oluşturmuş. Önemli karakterlerin iç dünyasını ayrı ayrı gördüğümüz bölümlerle onlara farklı boyutlar kazandırmış. Her birinin psikolojisi, neyi neden yaptıkları bize açıklanmış. Bu karakterler kitap bittikten sonra da aklımda sanki onlar tanıdığım insanlarmışçasına aklımda kalacak. Karakterler içinde de en çok öne çıkan ve benim de en sevdiğim kişi Nihal'di. İnsanlar genelde Nihal'in şımarık bir çocuk olduğunu söyler ama ben onun hareketlerini bulunduğu durum için doğal buldum. Ailesiyle sorun yaşayan bir çocuğun psikolojisinin iyi yansıtıldığını düşünüyorum. Kitap hakkında beğendiğim başka bir kısım da kadın karakterlerin ön planda olması ve onların güçsüz, aptal ya da edilgen olmaması. Söylemek istediğim daha çok şey olsa da Halit Ziya gibi usta bir yazar olmadığım için şimdilik incelememi kısa kesiyorum. Diliyle, olay örgüsüyle ve karakterleriyle Aşk-ı Memnu Türk edebiyatının unutulmaz bir klasiği. Umarım bir gün çevirisi de yapılarak daha fazla okura ulaşır.
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · İş Bankası Kültür Yayınları · 202122,8bin okunma