Ezgi Lodos

Hayır deme gücünü kendinde bulanlara, bulmak isteyenlere...
9/10
·188 syf.··
2021 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2021 20:15
Üç farkı ülkeden 3 ayrı kadının, 'kadın' olmanın verdiği zorluklara göğüs gererken, dolaylı yollardan birbirlerinin hayatlarına dokunuşunu anlatıyor kitap. Kadın olmak zor; sadece ailede, iş yerinde, türkiye de değil, dünyada kadın olmak zor. Bunu bir kez daha yüzümüze vuruyor kitap. Herşeye rağmen gücü elinde tutmaya çalışan, müdacele eden, özgürlüğü için savaşan kadınların hikayesini okuyorsunuz. Okuduğunuzda görüyorsunuz ki, gücümüzü yaşam şartlarımız değil, kendimiz belirliyoruz aslında. Biz ne kadar güçlü olmak istiyorsak okadar güçlü oluyor ve mücadele ediyoruz. Bunu da şöyle özetliyor; ' Aynadan yansıyan görüntünüz sizin müttefikiniz olmalı, düşmanınız değil.' Smitha sayesinde Hindistan ile ilgili çok şey öğrendim. Bir kısmını kitaptan, bir kısmını kitaptan sonra meraktan. Hindistan'da ki kast sistemi, kadınlara yaklaşımları, daha doğrusu yaklaşımdan uzaklıkları.. Araştırırken de tüm bunların geride kalmış olmasını diledim. Ama maalesef hala bir kısmı Hindistan toplumunda mevcut olan gerçeklermiş.. Sarah'ın gücü, gücüm oldu. Hırsı, hırsım. Her zaman gurur duyarım kadın olarak iyi yerlere gelmiş hemcinslerimle. Ama ince bir çizgi var ki hiçbir şey kendimizden önemli olmamalı. Yoksa kurtlar sofrası aç aç bekliyor en zayıf noktanızı. Giulia genç yaşına rağmen cesareti ile baba yadigari atölyede ne harikalar yaratıyor, okuyunca göreceksiniz. Ve aslında bu 3 kadın birbirinden habersiz, kendi hayatları için mücadele ederken, farkında olmadan birbirlerine bağlanacaklar: " Ben o kadınların hayatlarının kesişim noktasındaki ağ; Küçük, kısa bir çizgiyim. Onları birbirine bağlayan, Kimsenin göremedipi, Bir saç teli kadar ince ipim. " Dili basit, duygu yüklü, empati yaptığınızda hem sarsan hem güç veren bir kitap. Okuyunuz, hayat okudukça güzel!
İnsan ve Duygular
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,4bin okunma
Reklam
8/10
·114 syf.··
Beğendi
·
2020 28. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2020 22:33
Jaguar Yayınları- Felaketzedeler Evi. Kitabın arka kapağında, yayınevi okuyucularına 'mutlu azınlığa!' diye sesleniyor . İnce bir detay, hoşuma gitti.. Kübalı yazar Guillermo, kendi hayatında bakımevinde geçen günlerinden yola çıkarak yazıyor 'Felaketzedeler Evi'ni... Adı üstünde bakım evi... Mental ve fiziksel olarak kendine bakamayacak durumda olan kişilerin ilgi ve sevgiyle bakılmasını bekliyor insan... Ama yaşananlar tam bir hayal kırıklığı, bakımevi sakinlerinin gördüğü muamele akıllara zarar... Her gün her türlü şiddet, taciz ve aşağılanmaya maruz kalıyorlar. Kimse hiçbirşeye itiraz etmiyor. Çünkü bakımevindeki herkes kimsesiz... Kazananların(!) başına bela olmasın diye bırakılmışlar buraya. Yaşıyorlar ama boşuna... İşe yaramamazlık, hükümsüzlük, dışlanmışlık, atıl olma. İnsanlar işe yaradığı, kendinden verdiği müddetçe mi değer görüyor hayatta? diye sorgulamadan edemiyor insan okurken... Guguk Kuşu filmini de hatırlattı bana. Ne diyordu orda da: 'Bu dünya... güçlünün dostum. Varoluşumuz, güçlünün güçsüzü yutarak güçlenmesine dayalı...' Üzse de kitap, okurken sinirlensek de, insanı utandırsa da insan olduğuna, beğendim ben kitabı. Okuyunuz efendim, kitapla kalınız.
Felaketzedeler EviGuillermo Rosales · Jaguar Kitap Yayınları · 20173,399 okunma
Deneme 1 2!
8/10
·217 syf.··
2020 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2020 15:27
İncelememin başlığı deneme 1 2!! Çünkü ilk defa okuduğum bir kitapla ile ilgili inceleme yazısı yazacağım, hadi bakalım hayırlısı. :) 'Utopia' yı İş Bankası Yayınları'dan okudum. İş Bankası Yayınları sadece Thomas More'un ütopyasına yer vermemiş; aynı zamanda kitabın sonunda Mina Urgan tarafından kaleme alınan 'Thomas More'un hayatı ve ütopyanın incelemesi' yer alıyor. Bu da yayınevinin de öngördüğü gibi kitabın daha iyi anlaşılmasını sağlamış. Bu yüzden iş bankası yayınlarından okumanızı tavsiye ederim. Thomas More ütopyayı Orta Çağ İngiltere'sinde kaleme almış. Karanlık çağ olarak da tanımlanan Ortaçağ, skolastik düşüncenin ve hristiyanlık ideolojisinin hakim olduğu, bilimde ilerlemenin sağlanamadığı, insan hakları ve özgürlüğünün engellendiği, insanların köle olarak kullanıldığı, sınıfsal ayrım ve idam cezalarının hüküm sürdüğü bir zaman dilimi. Thomas More'da bir hukukçu olarak içinde bulunmaktan memmun olmadığı bu karanlık dönemde, hayali bir ada yaratıyor kendine ve bu adaya kralın kendi adını verdiği ütopya diyor. Ütopya Yunanca 'hiçbir yer' anlamındadır. Kitabı 2 bölümden oluşuyor. İlk bölümünde More'un ütopya adasını gören bir gezgin ile karşılıklı diyaloglarını okuyoruz. 2. bölümünde ise gezgin doğrudan ütopya adasını anlatıyor bizlere. Ortaçağ'ın aksine özel mülkiyet söz konusu değil bu adada, dolayısıyla sınıf ayrımı da yok. İnsanlar özgür, insanlar çalışkan, insanlar araştırmacı, insanlar mutlu. Peki ama nasıl? Buyrun okuyun. Dili kesinlikle ağır değil. Ütopya yazım türünde klasikler arasına girmiş tek kitap. Beğenerek ve ilgiyle okudum, tavsiye ederim. " ... onu övmek, atasözünün dediği gibi, güneşi fenerle göstermeye benzer. " (Syf3)
1000Kitap
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,6bin okunma