Üç farkı ülkeden 3 ayrı kadının, 'kadın' olmanın verdiği zorluklara göğüs gererken, dolaylı yollardan birbirlerinin hayatlarına dokunuşunu anlatıyor kitap.
Kadın olmak zor; sadece ailede, iş yerinde, türkiye de değil, dünyada kadın olmak zor. Bunu bir kez daha yüzümüze vuruyor kitap. Herşeye rağmen gücü elinde tutmaya çalışan, müdacele eden, özgürlüğü için savaşan kadınların hikayesini okuyorsunuz. Okuduğunuzda görüyorsunuz ki, gücümüzü yaşam şartlarımız değil, kendimiz belirliyoruz aslında. Biz ne kadar güçlü olmak istiyorsak okadar güçlü oluyor ve mücadele ediyoruz. Bunu da şöyle özetliyor;
' Aynadan yansıyan görüntünüz sizin müttefikiniz olmalı, düşmanınız değil.'
Smitha sayesinde Hindistan ile ilgili çok şey öğrendim. Bir kısmını kitaptan, bir kısmını kitaptan sonra meraktan. Hindistan'da ki kast sistemi, kadınlara yaklaşımları, daha doğrusu yaklaşımdan uzaklıkları.. Araştırırken de tüm bunların geride kalmış olmasını diledim. Ama maalesef hala bir kısmı Hindistan toplumunda mevcut olan gerçeklermiş..
Sarah'ın gücü, gücüm oldu. Hırsı, hırsım. Her zaman gurur duyarım kadın olarak iyi yerlere gelmiş hemcinslerimle. Ama ince bir çizgi var ki hiçbir şey kendimizden önemli olmamalı. Yoksa kurtlar sofrası aç aç bekliyor en zayıf noktanızı.
Giulia genç yaşına rağmen cesareti ile baba yadigari atölyede ne harikalar yaratıyor, okuyunca göreceksiniz.
Ve aslında bu 3 kadın birbirinden habersiz, kendi hayatları için mücadele ederken, farkında olmadan birbirlerine bağlanacaklar:
" Ben o kadınların hayatlarının kesişim noktasındaki ağ;
Küçük, kısa bir çizgiyim.
Onları birbirine bağlayan,
Kimsenin göremedipi,
Bir saç teli kadar ince ipim. "
Dili basit, duygu yüklü, empati yaptığınızda hem sarsan hem güç veren bir kitap. Okuyunuz, hayat okudukça güzel!