"Mutluluk" dedi, " kişinin istediği yaşamı sevmesine izin verilmesidir;istediği gibi yaşamasıdır."
Fevri bir hareket ile mevcut düzeninden uzaklaşmak isteyen bir kadının, tren kopmartmanında rast geldiği diğer kadınlarla tanışma süreci ve akabinde her kadının yaşam hikayesine tanıklık etmesiyle roman sürüp gider. Her bir kadının çok farklı ve birbirinden uzak yaşamları olmalarına rağmen , tabiri caizse, onları ortak bir paydada buluşturan önemli bir etken vardır : mutluluk arayışı. Kadının bireyselliği, toplum içindeki rolü, evlilik hayatı, yaşam. mücadelesi, kadın olmanın zorluğu gibi... Kadınları envai bir perdeden incelemeye alır. Her ne kadar fazla karakter olup onların adlarını akılda tutmak güç olsada okunmaya değer bir yapıttır.
Aşk; renksiz, çabuk alevlenip buharlaşan bir sıvıdır. Aşk ateş alır ve yanar. Aşk geride bir şey bırakmaz; ne duman ne de kül. Aşk, şarap kılığına bürünmüş bir zehirdir.
Öncelikle ön yargılardan sıyrılarak romanı okumaya başlamak okuyana ek bir avantaj sağlayacaktır, çok kalın, ilk sayfalar sıkıcı, olay yok vb.leri
En başta maupassant tarzı çok yoğunlukta olmadığı için akıcı gelmeyebilir; kaldı ki romanı iyice içselleştiren eserin aslında psikolojik ve felsefîk olduğunu fark edecektir.
Yazarın karakter tahlilleri, kelimeleri kullanma ustalığı, üslubu harikulade ; içeriğe gelecek olursak aslında iki zıt karakter üzernde şekillenmiştir; Turgut Özben, Selim Işık. Modern ve popülist her türlü yaşama ayak uyduran Turgut; Bulunmuş olduğu burjuva yaşamına adapte olamayan ve her geçen gün yalnızlaşan Selim. Ayrıca yazar Doğu - Batı arasındaki kültürel sorunsalı ile ülkemizdeki aydınlar üzerinden sistem eleştirisi yapıyor. Romanla ilgili sayfalarca yazı yazılabilir ;ama ana hatlar bunlardan ibarettir.
Kanımca romanın içeriği Oğuz Atay'ın real yaşamı çerçevesinde şekillenmiştir.
" Allah, merhametini tutunamayanlardan esirgemesin. "