Kitap bir kaçış mıdır? Yoksa zihinlerimizin gitmeyi bilerek arzuladığı bir liman mı? Kaçış: toplumdan, insandan, mahalleden…
Cemil Meriç: kitaplar bir limandı benim için. Kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim diyor. Bu sokaktaki insanlar kimlerdir? Günün koşturması içinde farketmediğimiz bir çok detayın ve yaşama dair her ânın kitaplara sıkıştırılmaya çalışıldığı bir gerçektir. Kitaplar, gerçek anlamda düşünen insanın bir ürünüdür. Düşünen insan, çevresinde yaşanana burun kıvırandır, “bu böyle olmamalı”, “bu olamaz” diyerek hayretini belirtendir. Bu düşünen insanın vasfı bazen filozof bazense yazar olur. Bazen bir hikaye yazılır, bazen bir otobiyografik bir yazı bazen de deneme… Aslında kitaplar Dostoyevski’nin “The idiot” romanındaki prens Mışkindir. İyi niyetlidir ve saflığı temsil eder. Fakat adı the idiot olur. Çünkü toplumun kolay anlayamadığı bir metadır. Anlaşılmayan ve farklı olan aptal damgasını yer. İçindekileri anlamak için farketmek, farklı bir arzu içinde olmak ve bize verilenden başka bir şeyi istemek gerekir.