Kitabın ilk ve ilerleyen sayfalarında kendi çocukluk anılarıma gittim.
Babamın kahverengi deri kilitli el çantasına koyduğumuz bi meyve bıçağı, eski ayakkabılardan kestiğimiz parçalarla yaptığımız sapanlar, kendimizce mahallenin tüm çocuklarının isimlerini yazdığımız çete ekibimiz. Tuvalet kağıdı rulosundan yapılmış dürbünler. Evimizin çatısından yoldan geçen arabaları hayali düşman yapışlarımız. Düşman yoktu mahallenin her çocuğu bi çete üyesiydi. Abimle kendi dünyamızda kurduğumuz büyük savaş eylemi. Bi gün parkta unutmuşuz çantayı. Kilitlide olunca dikkat çekmiş. Sonrası biraz gülünç işin içine jandarma bile girmişti.
Spoiler vermeden ancak bu şekilde anlatabilirim bu kitabı. Tek farkla benim gülümseyerek anlattığım çocukluk anım kitaptaki Boka karakteri için gözyaşı ile bitecek.