Fikret Loran

Fikret Loran
@fikretloran
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2019 9. kitabı
Eveet, hadi başlayalım bakalım. Öncelikle kitap kasmadı,sıkmadı Belki Aytmatov fazlaca söz ve anlam oyunlarına girmediyse de verilmek istenen mesaj net, üslup yerindeydi. Bu romanda, birçok romanda olduğu gibi karakterler yine "Tip" di ama ne tipler... Önce "Balık Adam" yani çocuk; Romanın sonunda her ne kadar trajik bir şekilde intihar etse de, intihar dediğime bakmayın belkide bir başkaldırıydı geçmişin, o anki zamanın ve gelecek adına. Çaresizlik, dedesinin alt statüsü,babası ve annesi tarafından terk edilişi bunlar yeterliydi balık adam olmasına.  ama mutlu olması için peki ne gerekliydi?  Maral Ana boynunda  bir beşik bir de bebek azıcıkta mutluluk tabii... Çok değildi evet ama devlet bünyesinde çalışan Orozkul gibi gaddar, rüşvetçi ve birde dedesine teyzesine zalimce davranan oldukça ve hele bir de Mümin dedesi de sırt çevirip, boyun eğdi mi... haaa unuttum tabi Boynuzlu Maral Ana da vardı. O da vahşice öldürüldü evet, başka acıya gerek kalmadı, yeterliydi. Ve hayat gerçekten yaşanmazdı. Batsındı!, batsındı, yazarın deyişiyle. Baştan sona kadar alegorik bir eser ve fazla uzatmayacağım. çünkü bana çağrıştırdığı şey kadar yazacağım dedim kendi kendime diğer kahramanları anlatmaya gerek yok olayın ana ekseninde durmaya çalışıyorum. Bana göre birey-devlet ilişkisi değil de halk ile o zamanki yozlaşmış, benliğinden kopan üçüncül tür ilişkileri benimseyip  özenen şahsiyetlerdi. Ve çatışma da tam bu noktalar etrafında dönüyordu. Mümin dede halk ama eskiyen, bebimsenmeyen ki romanda iyi niyetli hoşgörülü hemen hemen hiç bir şeye hiddetlenmeyen kabullnemişliğiyle göze çarpan (bir halk) diğer bir yandan Orozkul. O da zaten bildiğiniz şaşırmayacağınız bir karakter. Çünkü fazlasıyla var bizde ! Ve bocalayan bir de kepçe kulaklı  çocuk. Yazarın karamsarlığından değil çocuğun
1000Kitap
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·734 syf.··
Beğendi
·
2018 35. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2018 20:43
Kitaba başlamadan önce, yazılış amacının yazarın üstün Hristiyanı bizlere anlatmasıdır. Dostoyevski, İsayı bu kitapta Prens Mişkine dönüştürüp akabinde iyiliklerle donatmış ve iyilik-kötülük kavramlarını,Rus toplumunun sınıflar arası "Budala" yani Pres Mişkine bakış açısını göstermektedir. Kitapta geçen her olaya aklıyla değil kalbi ile bir mana kazandırarak ve bu duygu yoğunluğunda acı çekerek tıpkı İsa gibi cenneti,sonsuzluğu ve mutluluğu bir gaye olarak görmüştür. Yani Prens Mişkine bakarak, dikkatli bir gözlem sonucunda şu yargıya vardım ; İyilik,kötülük,sevmek,sevilmek ve hatta çıkarlar ve menfaatler bile söz konusu ise insanın öncelikle kalbiyle,vicdanıyla hareket etmesi gerekmektedir. Çünkü insanı insan yapan kalbidir vicdanıdır. Herkesten iyi niyetini esirgemeyen ve toplum tarafından bu tutumun etik kabul edilmesine rağmen o hala bir "budala" olarak görülmektedir.  Öyleki toplumun her sınıf katmanından olan insanların, kendine gore sebepleri ve çıkarları vardır. Bu sebepler ve çıkarlar, onları içten ve dürüst davranmaktan alikoymakta. Yalnız romanda biri varki tam anlamıyla olmasa bile prensi takdir etmekte ve haklı çıkarmaktadır; Lizavetta Prokofyevna. İkinci cildin son sayfasında ve son cümlelerde şöyle demekte : "Yeter şu avrupaya ağzımız açık, hayran hayran bakışımız... bütün bunlar, bütün yabancı memleketleriniz, bütün şu meşhur Avrupanız fanteziden ibaret. Söylediklerimi hatırlayın... Mim koyun. Göreceksiniz..." Lizavettanın bu sarf ettiği cümleler, bana ekstradan düşünme fırsatı yarattı. Özellikle "fantazi" üzerine.Fanteziden kastı özellikle batının yani Avrupanın duygusuz, yapmacık ve eylemden ibaret kalmasıydı. Ve işte geldik asıl olan karaktere yani ippolite. (bana göre çünkü bu kitabı ödev icabı okuma fırsatı buldum ve bu karakter üzerinde
1000Kitap
Budala 1. CiltFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 202131,6bin okunma
Her güzel kitap gibi buda bitti :(
8/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2018 30. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2018 11:02
Yazar, kahramanı yüce amaçlar uğruna mücadele eden elli yaşında soylu bir bey olarak bir keçi çobanıyla birlikte maceranın ortasına atar. Yazılış amacı toplumun Don kişot'a deli gözüyle bakması,aslında delinin o toplumun olduğunu karmaşık bir anlatımla dile getirir. Sözünü etmişken şu keçi çobanımızın yani Don kişot'u don kişot yapan Sanço Panzayı da ele alalım; Zamansız bir karakter... ve kitabı eglenceli kılan da soluksuz okumama vesile olanda sanço'dur. Don kişot'un aksine gerçekçi ve materyalist bir tavır takınır ve mizacı da, yaptığı şakaların ve gevezeliklerin içinde yatan ince mesajlarda takdire şayandır. Kahramanın Yel değirmenlerine karşı savaşına gelince; Siz deyin rüzgarlara karşı savaştı, bir başkası sistemin bozuk çarkları desin. Her ne olursa olsun yel değirmenlerine karşı açtığı savaş; Haklı davasının yani ("dulciennasi nin" kahramanin deyimiyle) güzelleşmesi içindi... Ayrıca "Don kişot" yazıldığı dönem yani 17 yüzyılda çökmeye yüz tutan İspanyol feodal toplumunun eleştirel çözümlemesini de içermektedir.  Ve kitabı övmeye,önermeye gerek yok sanırım çünkü yazıldığı günden bu yana büyük eserleri gölgesinde bırakmış ve bir başyapıt olarak cervantesi benim gözümde sonsuz bir saygıyla yüceltmiştir.
Don KişotMiguel de Cervantes · İskele Yayıncılık · 202127,5bin okunma
Okumayanlara öneririm, yelpazesi geniş bir eser.
7/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2018 28. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2018 15:21
Elbetteki yakup Kadri karaosmanoğlunun en etkileyici romanlarından biridir ve ilkidir. üç kuşak arasındaki çatışmayı en duru,en somut biçimiyle ele alır. Roman 1. dünya savaşı öncesinden geçmektedir ve bu dönemdeki batı hayranlığı dahil sözde sosyal sorunları anlatır. Kitap,kendine yol arayan genç ve güzel bir kızı (senihayi) yenilikçi ve refahın ancak batılılaşma ile elde edebileceğin düşünen senihayi ve ayrıca dede-torun sevgisinin ve bunu imkansız kılan zamanı,(kuşak çatışmasını) siyasi olayları ve o zamanki İstanbul'un içinde bulunduğu değişimi ele alır. Lâkin bahsettiğimiz kuşak çatışmasını hakkı Celis yaşamaktadır.ve bu ikilemden adeta kaçmak ve zamandan soyutlanmak niyetiyle harbe (Çanakkaleye) yazılmıştır,ordudadir. ve ölümü belkide kitabın en muhteşem, en etkilayici sahnesidir.
1000Kitap
Kiralık KonakYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202321,8bin okunma