Âbdullah İbni Mübarek şiir diliyle şöyle demiştir:
ALLAH'ı severim dersin, lâkin günah işlersin
Bu bir çelişkidir, herkes gibi, sen de bilirsin
Eğer sevgin gerçek olsaydı, itâat ederdin
Çünkü seven, sevdiğine itâat eder, kesin
Sehl şöyle demiştir: "Sevginin alâmeti,
sevdiğinin isteğini kendi isteğine tercih etmektir.
ALLAH Teâlâ, heveslerden sakınmayı istediğine
göre, O'nu sevmenin alâmeti heveslerden
sakınmaktır."
İmam Şafiî şöyle demiştir: "Hikmet sahibi
birisi bir âlime şunları yazmıştır: "Sana ilim
verilmiştir. İlmini günahların zulmetiyle karartma!
Aksi takdirde, ilim ehli ilimlerinin ışığında
yürüdükleri gün sen karanlıkta kalırsın."
Ahmed İbni Yahya şunu anlatmıştır: "Şafiî
(ra), bir gün Kanadil çarşısına çıktı. Biz de onunla
beraber gittik. Çarşıda bir adam, bir ilim adamını
çekiştirdi. Şafiî bize dönerek şöyle dedi: "Dilleriniz
gibi, kulaklarınızı da gıybetten koruyun. Çünkü
dinleyen de gıybet edenin günahına ortaktır. Bu
sefih, dimağındaki en kötü şeyi çıkarmış, sizin
dimağlarınıza boşaltmak istiyor. Bu türlü gıybeti
yapanlar günah kazandıkları gibi, onları
susturanlar da sevap kazanırlar."
Lokman Hekim'in oğluna şöyle vasiyette
bulunduğu söylenir: "Yavrucuğum! İlim meclis ve
sohbetlerine devam et. Çünkü ALLAH Teâlâ,
toprağı gök sularıyla dirilttiği gibi, kalpleri de ilim
ve hikmet nurlarıyla diriltir."