Işığı görecek kadar karanlık olmadı henüz.
Çökmedi alacası karanlığın güneşin sinesine...
Beklemede tüm yıldızlar,
Güneşin batısını karanlığın çöküşünü beklemede...
Beklemede hilal güneşin gurup vaktine teslimiyetini ve tan vaktinin vedasını,
Beklemede yakamozlar usul usul, Beklemede geceyi mehtap efil efil...
Bağrında barındırır karanlıklar tüm güzellikleri,
Boşuna beklemez gün batısını yıldızlar ay ve yakamozlar.
Denizde bile alacası bambaşka bir esinti verir yosun bir başka kokar karanlıkların bağrında
Balık bir başka bekler,
Yunus bir başka...
Sayısız eylemlerin bir başka bekleyişi var alacası karanlığın.
Bir başka bekleyiş içerisinde kainatın her bir zerresi,
Ne var ki henüz ufkun bir başka nezdinde alacası karanlığın.,
bir başka kutbunda güzelliği zifirisinin. Bekliyor gün batımını, batımının en aydınlık ışığını...
- Deniz Köpüğü 🌊
Işıkları yanan tüm şehirler benim
Pusuya yatmış deniz benim
Gökte uçan martılar da benim
Umut benim, umudun ekmeği benim...
Kardelen benim, kardelenin sahibi karlar benim.
Yaz benim, kış benim, neşe benim.
Ben benim...
Peki bu gem vurmuş hüzün kimin,
Ne neyin,
Kim neyin...
"İlkin: İnsanın hayatının hiçbir döneminde çocukluğunun ilk dönemlerindeki kadar şirin bir sevgi yumağı olmadığı herkesçe bilinir. İyi de hiç kendinize sordunuz mu, küçük bir çocuk gördüğümüzde neden onu öpücüklere ve sevgiye boğarız ya da amansız bir düşmanın dahi neden yüreği böylesi bir yumurcağın önünde yufkalaşıverir?
Budalalığın cezbedici gücü değil de nedir?"