Sevim şenol

Puan vermedi·144 syf.··
2023 6. kitabı
İlk eş, ilk anne, ilk dost, ilk arkadaş, ilk yaren, ilk inanan, ilk fedakar olan, ilk yardımcı.... Hz. Hatice annemiz her şeyin ilkiydi. İlk olduğu için de asla unutulmadı, unutulmayacakta... Hayatının her anı bir ders olan kadın. İdeal bir eş nasıl olunur sorusunun cevabı, müslüman bir anne nasıl olur sorusunun cevabı, müslüman bir kadın nasıl olunurun cevabı... Her anı kıskanılacak ve örnek alınacak bir şahsiyet. Rabbim bizlere bu şahsiyetleri örnek alıp onların izinde yaşamayı nasip etsin..
Din
Hz. Hatice (Radiyallahu Anha)Muhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınları · 20203,378 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·180 syf.··
2023 5. kitabı
Evlilik üzerine uzun uzun konuşabilecek bir konumda değilim.  Evlilik hakkında bilip bilmeden de konuşamam  ama bildiğim ve gözlemleyebildiğim kadarıyla her evlilik özeldir.  Evlilik bence kıyaslanabilecek bir şeyde değil.  Evlenen herkes özeldir. Karakteriyle,  yetişme tarzıyla herkes farklı ve tektir.  Tektir dedim çünkü herbirimizden sadece bir tane var. Bu yüzden evliliklerimiz de tek ve bize özeldir.  Dışarıdan bakıp ahkam kesip yada şöyle yap böyle yap diye talimatlar da veremeyiz.  Yaşanmış olaylara bakarak diğer evliliklerden örnekler çıkartıp tavsiyelerde bulunabiliriz. Bence bu kitap da evlilik hakkında söylenebilecek temel sorunları özetlemiş.  Elbette evlilik için tek kaynak budur yada evlilik hakkında her şey bu kitapta da diyemeyiz.  En temel sorunları başlıklar altında toplayıp bizlere örneklerle açıklanılmaya çalışılmış. Sadece evlenecek gençler değil evlilerin de okuması gereken bir kitap. 
Din
Evlilik AhlakıMuhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınları · 20195,3bin okunma
Puan vermedi·329 syf.··
2022 26. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2022 21:05
Zaman... Üzerine makaleler yazılan, aslında çok kıymetli olan ama değeri kaybedilince anlaşılan, belki de ömrümüz boyunca en çok ah vah ettiğimiz şeylerin başında gelen bir konu. Bir çoğumuz bir şeylere zamanın yetmediği için hep şikayet ediyoruz. Peki bunun sebebi zamanın gerçekten olmaması mı yoksa bizlerin planlamayı yanlış yapması mı yoksa önceliklerin doğru şekilde belirlenememesi mi?  Aslında dünyanın yaratılmasından beri herkese eşit verildi zaman. İlk insan Hz. Adem(a.s.)  için de 24 saatti şimdi bizim için de 24 saat bizden sonra gelecek nesiller için de 24 saat olacak. Peki tarihe adını yazdırmış alimler, bilim insanları, filozoflar, ünlü düşünürler nasıl bir hayat yaşadılar da kısacık ömürlerine o kadar işi sığdırdılar? Yüzyıllar geçmesine rağmen bizlerin hala kullandığı nadide eserleri yazabildiler? Bunları düşündüğümüzde tabiki birçok sebep sayabiliriz ama en önemlisi zamanın kıymetini hepsi çok güzel anlamıştı ve planlamalarını hepsi çok güzel bir şekilde yapmıştı. Bu kitapta da zamanın kıymeti Alimlerin hayatlarından kesitlerle anlatıyor. Kitabı okuyunca aslında zamanın yetmemesinin sebebinin bizlerin zamana yeteri kadar önem vermememiz ve planlamamızı yanlış yapmamız olduğunu görüyoruz. Bu kitap zaman konusunda insanın iç muhasebe yapmasını sağlayacak çok özel bir eser. Bu kitabın bir roman okuyormuş gibi değil de bir ders kitabı ciddiyetiyle yavaş yavaş sindire sindire okunması gerektiğini düşünüyorum. Zaman zaman tekrar açıp okuyacağım eserlerin başında. Sizlerde zamanı daha iyi anlayıp daha güzel nasıl kullanacağınızı anlamak isterseniz bu kitap tavsiyemdir.
Zamanın KıymetiAbdulfettah Ebu Gudde · Takdim Yayınları · 20207,4bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2022 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2022 00:29
Mevlana ve Şems herkes tarafından bilinen tasavvufun önde gelen isimlerinden. Mevlana ve Şems ile gerçek manada tanışmam ortaokul yıllarıma dayanıyor. İkisi aradındaki aşkı, muhabbeti ilk kez Elif Şafak 'ın Aşk adlı romanında okudum. O zamanlar çok şaşırmıştım. Çünkü kitapta "Aşk" benim o zamana kadar bildiğim anlamı dışında da yansıtılıyordu. Belki de tasavvufu o zamanlar anlamaya başladım. Aradan kaç yıl geçti hala anımsıyorum o kitabı. Bende derin izler bıraktı. Mevlana ile ilgili birçok kaynaktan okumalar yaptım. Ama Şems ve Mevlana arasındaki derin muhabbeti, onların deyimiyle aşkı anlatan hatırladığım kadarıyla ikinci kitap. Şems-i Tebrizi, gerçek adı Muhammed. Şems suresinden etkilendiği için Şems adını kullanıyor. Tebrizli olduğu için de halk ona Şems-i Tebrizi diyor. Şems,  Mevlana'yı Mevlana yapan kişi. İkisi de yıllarca değişik şehirlerde, farklı hocalardan ders almış ikisi de dönemlerinin tanınmış Şeyhleri. Şems ne kadar sivri dilli, sert mizaçlı olsa da Mevlana ona kıyasla daha yumuşak üsluplu, herkesi olduğu gibi kabul eden biri. Adeta birbirilerini tamamlıyorlar. Aralarındaki yaş farkına rağmen kopmaz bir bağ ile bağlılar. Aralarındaki muhabbet, dostluk, aşk hala günümüzde bizleri derinden etkiliyor. Öyle ki Şems, Mevlanası için ölüme giden biri. Şems, Mevlana'nın iyiliği için, onun Mevlana olması için ondan uzaklaşıp ham iken pişmesi için ondan gidebilen biri.Şems ve Mevlana hakkında ne kadar yazsam da söylenecek söz, anlatılacak anı bitmez. Kitap Şems'in Mevlana ile olan buluşması, beraber yaşadıkları ve nasıl ölüme gittiği kendi ağzıyla anlatılıyor. Aslında biyografik bir roman olmasına rağmen çok derin anlamların olduğu, insanlığa dair bir çok dersin olduğu bir kitap. Okunup geçilecek bir kitap değil, hayata geçirilmesi gereken bir kitap. İmkanım
Aşkın Gözyaşları 1 - Tebrizli ŞemsSinan Yağmur · Kapı Yayınları · 201621,3bin okunma
Veronika Ölmek İstiyor
Puan vermedi·216 syf.··
2022 16. kitabı
Slovenyada yaşayan Veronika hayatının monotonluğundan sıkılmış ve artık hayattan hiçbir beklentisi kalmadığı için ölmek isteyen genç bir kız. İlaç kullanarak intihar ediyor. Bir haftalık bir komanın ardından hayata dönüyor ancak gözünü açtığında kendisini Villete de bir akıl hastanesinde buluyor.  Üstelik kullandığı ilaçlardan dolayı kalbi hasar görmüş ve birkaç gün içinde öleceğini öğreniyor. Bu kısa süre içerisinde hayatını gözden geçiriyor ve yaşadığı hayatın da intihar etmek istemesinin de tek sorumlusunun kendisinin olduğunu anlıyor.  Üstelik bu süre de çevresindeki diğer hastaların da hayatlarını gözden geçirmelerini sağlıyor. Tıpkı Veronika gibi bizlerde kendi tercihlerimizi yaşıyoruz.  Aslında kendi tercihlerimizi yaşadığımızı savunurken toplumun bizlere dayattığı hayatı yaşıyoruz.  Toplum tarafından belirlenen normlara göre şekilleniyor hayatımız.  Birazcık sorguladığımızda "deli" yada "farklı" olarak nitelendirilip dışlanıyoruz. Ama kendi hayatımızı kendi istediğimiz şekilde şekillendiremeyeceksek nasıl yaşadığımızı söyleyebiliriz ki?  Bir yer de okumuştum "kendi hayatınızın figüranı değil baş rolu olun" diye. Baş rol olamayacaksak birey olmamızın ne önemi var?  Bizlere dayatılan hayatı neden tek düze yaşıyoruz?  Bizlere yanlış geldiği halde neden bir şeylere değiştirmek için uğraşmıyoruz,  çabalamıyoruz?  Demek istediğim var olan düzene isyan etmek değil yaşamı daha da güzelleştirmek. Araştırıp, öğrenip daha güzel ve daha yaşanılabilir toplum kuralları ile toplumu yönetmek. Hayatımızda şikayetçi olduğumuz her şey bizim seçimlerimiz. Hayatımızdan şikayetçiysek çözümü başka yollarda değil kendi içimizde aramalıyız.  Unutmayalım ki değişim kendimizle başlar.  Önce kendi hayatlarımızı değiştirmeliyiz bunun içinde harekete geçmek gerekiyor.  Hayatı
Edebiyat
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,4bin okunma