Mevlana ve Şems herkes tarafından bilinen tasavvufun önde gelen isimlerinden. Mevlana ve Şems ile gerçek manada tanışmam ortaokul yıllarıma dayanıyor. İkisi aradındaki aşkı, muhabbeti ilk kez Elif Şafak 'ın Aşk adlı romanında okudum. O zamanlar çok şaşırmıştım. Çünkü kitapta "Aşk" benim o zamana kadar bildiğim anlamı dışında da yansıtılıyordu. Belki de tasavvufu o zamanlar anlamaya başladım. Aradan kaç yıl geçti hala anımsıyorum o kitabı. Bende derin izler bıraktı.
Mevlana ile ilgili birçok kaynaktan okumalar yaptım. Ama Şems ve Mevlana arasındaki derin muhabbeti, onların deyimiyle aşkı anlatan hatırladığım kadarıyla ikinci kitap.
Şems-i Tebrizi, gerçek adı Muhammed. Şems suresinden etkilendiği için Şems adını kullanıyor. Tebrizli olduğu için de halk ona Şems-i Tebrizi diyor. Şems, Mevlana'yı Mevlana yapan kişi. İkisi de yıllarca değişik şehirlerde, farklı hocalardan ders almış ikisi de dönemlerinin tanınmış Şeyhleri. Şems ne kadar sivri dilli, sert mizaçlı olsa da Mevlana ona kıyasla daha yumuşak üsluplu, herkesi olduğu gibi kabul eden biri. Adeta birbirilerini tamamlıyorlar. Aralarındaki yaş farkına rağmen kopmaz bir bağ ile bağlılar. Aralarındaki muhabbet, dostluk, aşk hala günümüzde bizleri derinden etkiliyor. Öyle ki Şems, Mevlanası için ölüme giden biri. Şems, Mevlana'nın iyiliği için, onun Mevlana olması için ondan uzaklaşıp ham iken pişmesi için ondan gidebilen biri.Şems ve Mevlana hakkında ne kadar yazsam da söylenecek söz, anlatılacak anı bitmez.
Kitap Şems'in Mevlana ile olan buluşması, beraber yaşadıkları ve nasıl ölüme gittiği kendi ağzıyla anlatılıyor. Aslında biyografik bir roman olmasına rağmen çok derin anlamların olduğu, insanlığa dair bir çok dersin olduğu bir kitap. Okunup geçilecek bir kitap değil, hayata geçirilmesi gereken bir kitap. İmkanım