"İnsan sadece bir kez sever..."
mi acaba. İnsan denen yaratığın bu duyguyla nasıl oynadığını düşününce...
Hikâyesini herkesin "bildiğini sandığı" bir kitabı okudum bitti bugün. Ezelle filan ilgisi yok. Böyle düşünüp okumayan varsa elindekini bırakıp okusun. Bu kitaptan bir Ezel değil bin Ezel çıkar gibi azıcık kıyısından köşesinden belki çocuklar için olan baskısından hikâyeyi biraz bilen biri bunu bu şekilde düşünebilir ancak. Konu Mercedes'ten Edmond'dan ibaret değil ki. Filmde de değildi, o kurgu çok başkaydı. Zavallı Mercedes'in kaderini yaşaması ile Eyşan'ın ilgisi olamaz. Öf hiç alakasız işte. Neyse. Hikâye içinde hikayeydi, müthişti resmen. Tam türk sineması tadında ama böyle mutlu sonlu kavuşmalı filan değil. Rahip Faria öldüğünde üzüldüğüm kadar hiç üzülmedim kitapta. Onca şey yaşandı ama en dokunaklı o kaldı bende.
Fernand intihar etti, Villefort delirdi, Danglars bedel ödeyip affedildi diyelim. Gerçi diğerlerinin ödediği bedel çok daha büyüktü. 14 yıllık mahkumiyetten sonra Dantes kendi adaletini dağıtacaktı.1500 sayfa kitaptan insan şunu anlıyor:
Elime fırsat geçse şuna şöyle yaparım buna böyle diye düşünürüz. Herkes içinde bir yerlerde hırslanmış intikam almak istemiştir,ihanetin bedelini birilerine ödetmek istemiştir. Bu fırsat ele geçer. Öyle ya da böyle geçer ama o hırs o yaparımlar insanın eline gözüne yüzüne bulaşır Allah'ın yardımı izni olmadıkça. Bunları fark ettiğim an içimde bir huzur hissettim. Allah bir insana istemezse intikamın fırsatını verir ama aldırmaz.
Monte Cristo Kontu'nun bunu anladığı an kitap devleşti gözümde. Kısacası E. Dantes'in
"İstediğim tek şey adaletin yerini bulması." diye çıktığı yolda bu hikâye,
"Ödül ya da ceza bu kaderi kabul ediyorum." demesiyle sonlanıyor.
"Hayat nedir ki? Ölümün bekleme odasında bir mola."
Diğer