Lubeyne Dogan

"Öyle. "Biliyor musun, bunu başarabilmiş olman harika bir şey." "Gayretli olmayı m?" "Gayret edebilmeyi." "Başka hiçbir özelliğim olmasa bile mi?"
Sayfa 150·Kitabı okudu
Reklam
"Maricik. Üzerinde durduğumuz zemin var ya, çok sağlammış gibi görünür ama en ufak bir sey olduğunda, pat diye altımızdan kayıp gidebilir. Ve bir kez altımızdan çekilmeyegörsün, işte o zaman sonumuz gelmiş demektir; bir daha eskiye dönemeyiz. Sonrasında, yerin altındaki o karanlık dünyada bir başımıza yaşamaktan başka çaremiz kalmaz."
Sayfa 143·Kitabı okudu
"Demek istediğim, o zaman şöyle hissetmiştim: Babam, ne olursa olsun beni tek başıma brrakmamalıydı. Beni bu dünyada bir yetim olarak bırakmamalıydı. Hapishaneye girmmeliydi. Hapishanenin nasıl bir yer olduğunu O zamanlar tam olarak kavrayamıyordum elbette. Henüz yedi yaşındaydım. Ama oranın kocaman bir dolaba benzediğini düşünüyordum. Karanlık, korkutucu ve uğursuz bir yer:Babam öyle bir yere hiç gitmemeliydi."
Sayfa 132·Kitabı okudu
"Ama aralarında belirli bir mesafe brakarak da insanlar birbirlerine yakın olabilirler, öyle değil mi?" diye soruyor Mari. "Elbette" diyor Takahaşi. "Elbette bu da mümkündür. Ancak bir insan için normal olan mesafenin bir diğeri için fazla uzak kaldığı durumlar da vardır"
Sayfa 111·Kitabı okudu
"insan Ryan O'Neal olunca yoksulluğun da kendince bir zarafeti oluyor. Üzerinde kalın, beyaz bir süveterle Ryan O'Neal'ın Ali MacGraw'la birbirlerine kartopu atmaları, arka planda çalan Francis Lainin dokunaklı müziği. Ama ben bunları yapsam da, yine de bunlarda bana uymayan bir seyler olur diye düşünüyorum. Benim durumumda yoksulluk sonuna kadar yoksulluk olur. Kar bile benim için o kadar çok yağmaz."
Sayfa 93·Kitabı okudu