"Murakami, çağımızın gerçek masalcısı, bilgiç bir sihirbaz." Tanımı tam olarak bu kitap için yapılmış gibi.
Kafka Tamura isimli 15 yaşındaki bir gencin evden kaçması ile başlayan olaylar mistik bazı durumlar etrafında gerçekçi bir şekilde anlatılıyor. Özellikle zaman ve bellek kavramının işlenişi, baştan aşagı Nakata nın hayatı bu mistik durumları vurguluyor. Ancak o kadar olağan bir dille yazılmış ki başlarda sürekli 'acaba bu yaşanılan gercek mi yoksa sadece bir uydurma mı' ikilemine düşüyorsunuz. Bu açıdan da anlıyoruz ki "karga isimli delikanlı" aslında bize kahramanın iç sesinin karaktere bürünmüş halini gösteriyor.
Kitapta birçok mit e rastlıyoruz, aslında kitap oedipus hikayesi üzerinden fantastik diyebileceğimiz bazı olaylar üzerinden şekilleniyor. Oedipus Birçok kişinin garipseyeceği hatta tiksinti duyabileceği bir konu olabilir belki ama yazarın yıllarca okutulan bir mit i ele alarak (tamamen benim yorumum) bunu yaşadığımız zamana ve evrene profesyonelce işleyerek anlatması bende ayakta alkışlama isteği uyandırıyor.
Murakaminin genel uslubundan bana çok tanıdık geldiği için de sanırım, beni çok içine çeken bir akışı olduğunu söyleyebilirim, bu adam ne yazsa okuyabilirim demekten alamıyorum kendimi. Yazarın bazı kitaplarında ortak olarak görülen gerçeküstü kavramlar, (kitabın büyük bir kısmına hakim olan limbo meselesi gibi) yazarın uslubunu gerçekten eşsiz yapıyor.
Murakami nin kitaplarinda sık sık kahramanın mırıldandığı veya bulundugu ortamda çalan müziklerden bahsederken sanatçı ve şarkı isimleri vermesi de, kitaplarini okurken bana en cok zevk veren seylerden biridir mesela, bu kısımları okurken bahsedilen müziği dinleyerek okurum genelde.