Dünyada ilk görülen yüz,ilk ziyarettir, ilk karşılaşmadır, ruhun ruhu ilk fark edişi...
İlk gördüğü yüz, kişiye kopukluğunu, yabancılığını, yalnızlığını, buraya gönderildiğini, artakaldığını, mesafeyi, ve tüm mesafeleri anımsattığı için... Kişi ağlayarak ayak basar yeryüzüne. Hatta ayak bilr basamaz. İçi sanki pamuk dolu, tecrübesiz, cennete alışkın, dünya içinse henüz güçsüz ve çelimsiz, korkak ve tedirgin ayakları... Bu yüzden, göz, ayaktan evvel gelir.
Göz, yürüyüş ve tutunuş gibidir dünyanın ilk anında. Gözüyle gider, gözüyle değer, gözüyle eller dünyayı, yeni doğan...